Şâh Şuâ'ı Kirmanı (k.s.) hazretlerinden rivayet olundu. Kendisi mescid'te oturuyorlardı. Fakirin biri ayağa kalktı, insanlardan bir şeyler dilendi. Kimse kendisine bir şey vermedi. El-Kirmânî (k.s.) hazretleri
buyurdular:
-"Kim bu fakire bir parça ekmek vererek, benim elli yıllık haccımı satın
almak ister?" Orada bir fakîh (fıkıh âlimi) vardı. El-Kirmânî (k.s.)
hazretlerine;
-"Ey şeyh, sen şerîatı hafife aldın," dedi. El-Kirmânî (k.s.) hazretleri: -"Ben, nefsime (kendime) bir kıymet vermiyorum ki, amellerime nasıl vereyim?" buyurdular.
--------------
Şah Şucâ el-Kirmânî (k.s.) hazretleri, Büyük velîlerdendir. Doğum tarihi kesin olarak belli değildir. Adı Şâh bin Şücâ, künyesi Ebü'l-Fevâris'tir. Kirman pâdişâhının oğlu idi. İyi bir tahsil gördü. Sonra tevbe edip tahtı bıraktı. Tevbesinin sebebi şöyle anlatılır: -"Şâh Şücâ dünyâya geldiği vakit, göğsünün üzerinde yeşil bir hatla "Allah celle celâlühü" yazılıydı. Gençlik zamanında gezip tozmayı, eğlenmeyi kendine iş edinmişti. Saz çalıp, şarkı söylerdi. Bir gece, bir mahallede, saz çalıp şarkı söylüyordu. Bir kadın evinden çıkıp, onu seyretmeye gitmişti. Kocası uyanıp karısını evde göremeyince, dışarı çıkıp karısını Şâh Şücâ'yı seyrederken görünce, Şâh Şücâ'ya; -"Ey zâlim! Tevbe etmenin zamanı gelmedi mi?" diye sordu. Şâh Şücâ' bunun etkisinde kalarak;
-"Geldi, geldi..." deyip elbisesini yırttı ve sazı kırdı. Eve gelip gusül abdesti alarak, kırk gün dışarı çıkmadı ve bir şey yemedi. Bunun için babası;
-"Bize kırk yılda vermediklerini ona kırk günde verdiler." demişti. İşi evliyayı bulup, onunla sohbet etmekti. Ebû Türâb Nahşebî, Ebû Hafs, Ebû Ubeyd Busrî ve Yahya bin Muâz gibi âlimlerle sohbet etmiştir. Ebû Osman Hîrî talebesi iken, Şâh Şücâ'nın izniyle Ebû Hafs'ın talebesi olmuştur. Ebû Hafs, Şâh Şücâ'ya bir mektup yazarak: -"Nefsime, amelime ve kusuruma bakıp ümitsizliğe düştüm." dedi. Şâh Şücâ ona cevap yazarak şöyle dedi:
-"Mektubunu kendi gönlüme ayna yaptım. Eğer hâlis bir şekilde nefsimden ümit kesecek olursam, saf bir şekilde Allahü Teâlâya ümid bağlamış olurum. Şayet Allahü Teâlâya saf bir şekilde ümit bağlarsam, Allahü Teâlâdan saf bir şekilde korkmuş olurum. O zaman kendi nefsimden ümit keserim. Nefsimden ümit kesince, Allahü Teâlâyı zikredebilirim. Ben Allahü Teâlâyı zikredince, Allahü Teâlâ beni affeder. Allahü Teâlâ beni affedince halktan kurtulur, Allah dostları ile beraber olurum.." Şâh Şücâ Kirmânî buyurdu ki: "Evliyayı sevmekten daha kıymetli ibâdet olamaz. Evliyayı sevmek. Allahü Teâlâyı sevmeğe yol açar. Allahü Teâlâyı seveni Allahü Teâlâ da sever." "Âbidlerin yaptığı nafile ibâdetler arasında, evliyaya olan muhabbet gibisi yoktur." Şâh Şücâ Kirmânî hazretlerinin tasavvuf hakkında "Mir'ât-ül-Hukemâ" isimli bir kitabı var. Şâh Şücâ 276 (M. 889) yılında vefat etti.
