Kur’anı kerim okumak, son derece kazançlı bir ibadettir. Bazı âyetleri okumanın kazancı ise, daha büyüktür. Namaz kılan her müslümanın sabah ve akşam namazlarından sonra okudukları Haşir suresinin son üç âyeti kerimesi o gün akşama kadar bir emniyettir. Onunla birlikte sabahları ENAM suresinin başındaki üç âyet’i kerimeyi okumanın kazancı da çok büyüktür.



Ebul Faruk Hz.leri buna riâyet ettikleri gibi bütün talebeler de hep riâyet ederlerdi.

Ruhulbeyan tefsirinde açıklandığı üzere :
“Enam sûresi Mekke’i mükerremede bir gece def’aten nâzil oldu. Onunla birlikte yetmiş bin melek nâzil olmuştu.
Öyle ki, semâyı kaplamışlardı. Bu melekler tesbîh ve tahmîd ile öyle ses çıkarıyorlardı ki, şiddetinden arz titriyordu.
O anda Resûlüllah :
“Sübhâne Rabbiyel’azîm, sübhâne rabbiyel’azîm” diyerek secdeye kapanmış ve orada bayılmıştı.

Ebû Hureyre (radiyallahu anh)den rivâyet edilmiştir ki;

“Her kim Enâm sûresini okur ise, o melekler o kişi üzerine gece ve gündüz salât ederler.”

Resulüllah efendimiz şöyle buyurmuştur
:“Kim Enâm sûresinin evvelinden üç âyet’i kerîmeyi, her sabah
(Hüvellâhullezî’den sonra)
وَيَعْلَمُ مَا تَكْسِبُونَ” a kadar okursa, Allahu Taâla ona yetmiş bin melek vekil eder. Onu muhâfaza ederler ve ona, kıyâmete kadar, o meleklerin amelleri gibi amel (sevabı) yazarlar.
Yine yedinci kat semâdan bir melek, “elinde demirden bir sopa olduğu halde” iner ve şeytan ne zaman o mü’minin kalbine ŞER’DEN bir şey (bir fitne) sokmak isterse onunla döver. (Hz. Allah) o kişi ile şeytân arasına yetmiş bin perde çeker. Ve kıyamet günü olduğunda yüce Allah şöyle buyurur:
-Ey Âdem oğlu (şimdi) benim nurumun gölgesinde yürü, cennetimin meyvelerinden ye, Kevser nîmetinin suyundan iç, Selsebîl suyundan yıkan. Çünkü sen, benim sevgili kulumsun, ben de senin (gönülden inandığın) Rabbinim. Sana (bu gün) hisâb yok, azâb da yoktur”

(Ruhulbeyan tefsiri cilt 3- sh. 2)

Mevzu edilen En'am Suresinin ilk 3 ayeti:

الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَ ثُمَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّهِم يَعْدِلُون

(1 )Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. (Bunca âyet ve delillerden) sonra kâfir olanlar (hâla putları) Rab'leri ile denk tutuyorlar. (Enam suresi Kur’anı kerim sayfa 129)

هُوَ الَّذِي خَلَقَكُم مِّن طِينٍ ثُمَّ قَضَى أَجَلاً وَأَجَلٌ مُّسمًّى عِندَهُ ثُمَّ أَنتُمْ تَمْتَرُونَ

(2) Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ecel takdir eden ancak O'dur. O'nun katında bir de adı konmuş ecel (kıyamet zamanı) vardır. Sonra siz hâla şüphe mi ediyorsunuz?

وَهُوَ اللّهُ فِي السَّمَاوَاتِ وَفِي الأَرْضِ يَعْلَمُ سِرَّكُمْ وَجَهرَكُمْ وَيَعْلَمُ مَا تَكْسِبُونَ


(3) O, göklerde ve yerde (ibâdete lâyık bulunan) tek Allah'tır. Sizin içinizi, dışınızı bilir.


                                                                                                       incemeseleler.com (H. Yılmaz)

 

 

   
© incemeseleler.com