İbrahim Aleyhisselâm, insanlara (kıtlık) isabet ettiği zamanlarda, Mısır'da bulunan bir dostuna adamlar gönderdi. Ondan erzak alıyorlardı. İbrahim Aleyhisselâm'ın dostu:

-"Eğer İbrahim Aleyhisselâm. bu erzakı kendisi için istemiş olsaydı, elbette emrini hemen yerine getirirdim. Lakin ibrahim aleyhisselâm bu erzakı müsâfirlere yedirmek için istemektedir, insanların başına gelen yokluk ve kıtlık bize de isabet etti!" dedi ve gelen adamlara bir şey vermeden geri gönderdi.

İbrahim Aleyhisselâm'ın gençleri, boş çuvallarla Mısırdan dönmekten utandılar. Çölde hararlarına (büyük çuvallarına) kum, çakıl ve taş doldurdular. Hizmetçiler, bu kötü haberi (arkadaşının bir şey vermediğini) ibrahim Aleyhisselâm'a haber verdiler. İbrahim Aleyhisselâm (kapısına gelen ihtiyaç sahiplerine verecek bir şey bulamadığı için) çok üzüldü. Gözleri yaşardı. Gitti uyudu. İbrahim Aleyhisselâm'ın eşi, Hazret-i Sâre annemiz, uykudan uyandı. (Onun bir şeyden haberi yoktu. Adamlarının Mısır'dan un ve buğday getirdiğini sanıyordu. Kum dolu) Çuvalların başına gitti. Birini açtı. İçi en iyi un ile doluydu. Ekmek yaptırdı. İbrahim Aleyhisselâm uyandı. Çok güzel bir ekmek kokusu hissetti. Sordu:

-"Bu size nereden geldi?" Hazret-i Sâre, buyurdu:

-"Senin Mısırlı dostundan..." İbrahim Aleyhisselâm;

-"Hayır! dedi. Bu belki benim halilim Allahü Teâlâ hazretlerin dendir..." Bu hadise üzerine Allahü Teâlâ hazretleri, İbrahim Aleyhisselâm'a "Halil" adını verdi.

   
© incemeseleler.com