Allah'ın Resulü buyurdu:

"Küçük yaşta ölen çocuğa cennete gir denildiği za­man, cennetin kapısında durur ve öfkeli bir sesle şöyle haykırır:

- Ebeveynim benimle birlikte olmadıkça ben cen­nete girmem!

O esnada şöyle bir ses gelir:

- Onunla birlikte ebeveynini de cennete koyunuz!

 (İhya-u ullimi'd-din)

Başka bir haberde şöyle deniyor:

"Küçük yaşta ölen çocuklar kıyamet günü mey­danda mahlukat hesaba arzolunduğu zaman toplaşırlar. Bu esnada meleklere:

- Bu çocukları cennete götürünüz, denir. ,

Cennete götürülen çocuklar cennet kapısında du­rurlar. Onlara:

- Müslümanların çocukları hoş geldiniz! Haydi, hesabsız cennete giriniz, denilir. O çocuklar:

- Babalarımız ve annelerimiz nerededir? diye so­rarlar.

Hazene (cennet kapıcıları) onlara derler:

- Sizin babalarınız ve anneleriniz sizin gibi değildir. Onların günahları ve kötülükleri vardır. Onlar şimdi o günahlarından ötürü hesaba çekilmek­tedirler.

Çocuklar cennet kapısında bir ağızdan haykırırlar. Onların halini herkesten daha iyi bilen Cenab-ı Hak buyurur:

- Bu bağırışma nedir?

Vazifeli melekler:

- Ya' Rab! Müslüman çocuklarıdır. "Biz ancak anne ve babamızIa birlikte cennete gireriz," diyorlar.

Bunun üzerine Cenab-ı Hak buyurur:

- Topluluğa giriniz, ebeveynlerinizin ellerinden tutarak onları da cennete koyunuz"

Başka bir hadis:

"Kimin iki çocuğu ölürse, o bir perde ile ateşten perdelenir."

 

Hikaye olunur ki, salihlerden birisine evlenme teklifi yapıldığında, bir zaman teklifi hep reddetti. Bir gün uyanır uyanmaz. "Beni evlendirin! Beni evlendirin! Beni evlendirin! diye bağırmıştı. Bu durumu görenler neden böyle yaptığını sor­dular. Dedi ki:

- Umarım ki Allah bana bir evlad ihsan eder de canını alır.

O da bana ahirette gönderilen bir azık olur.

Sonra şöyle devam etti:

- Rüyamda kıyametin koptuğunu gördüm. Sanki bir grupla birlikte mahşerde idim. Boynum kopacak derecede susamıştım. Etrafımızdakilerin hepsi de benim gibi susuzluk ve üzüntü içinde kıvranmakta idi. Biz bu durumda iken, bir de baktım ki, ellerinde altın testi, gümüş ibrikler ve omuzlarında nurdan mendiller bulunan çocuklar, topluluk içinde geziyor ve seçtik­leri bazı kimselere su içiriyorlar. Fakat insanların çoğuna su vermeden geçip gidiyorlar. Onlardan birine elimi uzatıp çok su­sadığımı ve biraz su içirmesini söyledim. O bana;

- Bizim içimizde senin evladın yoktur. Biz ise ancak babalarımıza su içirebiliriz, dedi.

Bunun üzerine:

- Siz kimsiniz? diye sordum. Dediler ki:

- Biz müslümanların küçük yaşta ölen çocuklarıyız. Hadis-i Şerifte buyuruluyor:

"Günah (işleyecek yaş) a ulaşmamış üç çocuğu ölen hiçbir Müslüman yoktur ki, o çocuklar kendisini cen­netin sekiz kapısından karşılamış olnasınlar. O, bu kapıların, hangisinden dilerse cennete girer."

(İbni Mace c, 1, s. 512)

. 

. 

Ali Eren - İzdivaç ve Mahremiyetleri 

Bu eser incemeseleler.com ile internete müsadeli olarak kazandırılmıştır.

Eseri başka sitelerde yayımlamak yasaktır !

   
© incemeseleler.com