EBÛ UBEYDE (R.A.)

Yayınlanma Hakayık

 

Ümmetin Emini ve Aşere-i Mübeşşere’den olan meşhur Ebû Ubeyde... Eshâb-ı Kirâm’ın büyüklerinden ve Kureyş’in Beni Fihr aşiretindendir.

 

Önce Habeşistan’a sonra Medine’ye olmak üzere iki defa hicret etti. Medine-i Münevvere’ye hicretinde Ebû Talhatül-Ensârî Hz. ile kardeş kılındılar.

 

Bedir’de ve bütün gazalarda bulundu. Bedir günü Allahü Teâlâ ve Resûlü için babasını katletti. O muhârebede babası Hz. Ubeyde’yi öldürmeye azmetmiş, kaçtıkça babası üzerine gelmiş olduğundan Hz. Ubeyde, babasını öldürmeye mecbur olmuştur.

 

Vakıdî ise,“Hz. Ebû Ubeyde’nin babası İslâmiyet- ten önce vefat etti” demiştir.

 

Uhud Muhârebesi’nde Rasûlüllah (S.A.V.) Efendimiz Hz. ile beraber sâbit kadem olup Sultanü’l-Enbiya Efendimiz’in yüzüne batmış olan zırh hâlkalarını çıkarırken ön dişleri dökülmüştür.

 

“Her ümmetin bir emini var. Bu ümmetin emini de Ebû Ubeyde’dir” hadis-i şerifiyle iltifat olunmuş ve “Eminül-ümme” ünvânıyla şereflenmiştir.

 

Hz. Ömer (R.A.), Hâlid bin Velid Hz.’ni Sûriye serdarlığından azlettiklerinde Ebû Ubeyde Hz.ni bu vazifeye tâyin etmişti. Âhir ömründe ise:

– “Eğer Ebû Ubeyde hayatta olsaydı hilâfete onu vasiyet ederdim” demiştir.

 

Hz. Sıddık da hâlife seçmek için toplanılan mahalde Hz. Ömer’le Hz. Ebû Ubeyde’yi teklif ederek:

– “İçinizde şu iki kişiden birine râzıyım” buyurmuştu.

 

Ebû Ubeyde Hz., Hicrî 18 târihinde 58 yaşında vebâya yakalandı. Hastalığın ateşli zamanında hutbeye çıkıp:

– “Ey insanlar! Bu hastalık Allahü Teâlâ’nın rahmeti, Rasûlüllah (S.A.V.)’in duâsı ve sizden evvelki sâlihlerin ölüm sebebidir. Ebû Ubeyde dahî Cenâb-ı Allah’dan kendisine bundan pay verilmesini talep ve temenni eder” demişti ve bu hastalıktan vefat etmiştir.

 

Namazını Muaz bin Cebel Hz. kıldırdı. Vefatından sonra bıraktığı, bir koyun postu, bir su testisi ve silâhlarından ibâretti.

Bâzı nüshalarda “Bir de deve hamudu bıraktı” denilmiş.

Hz. Fâruk, hâlife iken, Şam’ı teşriflerinde bu hâlini görünce:

“Ya Ebâ Ubeyde! Keşke biraz daha dünyalık olsaydı” sözüne:

– “Bunlar bizi rahatlatıyor, bundan başka bildirdilerse... işte biz buyuz...” buyurdular...