16. Risale: Nasihatler-2

Yayınlanma İnce Risaleler

RASÛLÜLLAH (S.A.V.) EFENDİMİZİN MÜBÂREK HUTBELERİNDEN

“Ey İnsanlar! Ölüm sanki bize değil de başkalarına yazılmış!Hakk’a tâbî olmak bize değil de sanki başkalarına farz kılınmış! Uğurladığımız ölüler sanki bir müddet sonra bize dönecekler; onlara mezar hazırlıyoruz da; sanki biz onlardan sonra ebediyen yaşayacakmış gibi...

Öğüt veren her şeyi unutuyoruz; kendimizi belâlardan emniyette sanıyoruz.

Ne mutlu başkalarının ayıbına bakmayıp, kendi kusurlarıyla uğraşan kimseye! Ne mutlu günaha dalmadan kazandığı malı infak eden, fukahâ ve ulemâ ile sohbet eden, fakirlerle düşüp kalkan kimseye...

Ne mutlu o kimseye ki, huyunu güzelleştirip kalbini temizler, insanlara zarar vermez, malının fazlasını infak eder, çok konuşmaz, bit’atlara düşmeden sünnet-i seniyyeyi ifâ eder” (Cevhere C:1, S:158)

***

H.Ş.: “Âile efradınız, mallarınız ve amelleriniz üç kardeşi olan bir kimseye benzer. O kimse ölümü yaklaşınca kardeşlerinden birine:

-“Başıma gelenleri görüyorsun. Bana ne yapabilirsin?” der.

O:

-“Doktor çağırırım, hizmet ederim, öldüğünde lazım gelenleri yaparım ve iyiliğini söylerim” der. İşte âilemizin durumu budur.

İkincisi:

-“Hayatta iken benden istifade edersin; ölünce yollarımız ayrılır. Sen öbür aleme hesap vermeye ben işimin başına dönerim” der: Mallarınızın durumu budur.

Üçüncü:

-“Ben sana arkadaş olurum; mîzanında terâzinin hayır tarafında ağırlık yaparım”der. İşte amellerimizin durumu budur”. (Hayâtü’s-Sahabe S:1871)

 

SAHÂBE-İ GÜZİN’DEN ÖĞÜTLER

Hz. Ebû Bekir Es-Sıddık R.A.:

 

*Ne söylediğini ve ne zaman söyleyeceğini iyi düşün.

*Kötü komşudan evini, kötü arkadaştan ziyaretini uzak tut.

*Faydalanmayanın yanında mal, kullanmayanın yanında silah, kabul etmeyenin yanında nasîhat zâyî olur.

*Biz, harama düşme korkusundan dolayı helâlden yetmiş kapıyı kapatırdık.

*Kitaplar akıllıların bahçeleri, faziletlilerin has gülü çiçekleridir.

*Mes’ud kişi ile arkadaşlık eden mes’ud olur.

*En hayırlı duâ, müttakî (temiz kalpli)lerin duâsıdır.

*Cimri; yedi şeyin birinden hâli olmaz:

1- Öldükten sonra vârisleri malını gayr-i meşrû yerlere sarf ederler.

2- Zâlim bir hükümdar malına musallat olur.

3- Şehvetine kapılarak malını israf eder.

4- Servetini lüzumsuz yere sarf eder.

5- Batma, yanma, çalınma v.s. gibi âfetlerle malı mahvolur.

6- Devamlı bir illete mübtelâ olur, malını o yolda harcar.

7- Malını bir yere gömer, bulamaz.

*   *   *

Üç şey, sâhibinin aleyhine son bulur: 

1- Zulüm,

2- Ahdi bozmak,

3- Hile etmek...

*   *   *

Allahü Teâlâ’ya en itaatli kimse, günahlardan en çok sakınandır. Öyle ise Allahü Teâlâ’ya itaat et, arkadaşlarına da itaat tavsiyesinde bulun.

*   *   *

Hz. Ömer (R.A.):

*Ey İnsanlar! İçinizi düzeltin ki, dışınız düzelsin. Âhiretiniz için çalışın ki,dünya işleriniz düzene girsin. Kim Cennete girmek isterse cemâatten ayrılmasın

*Mü’min kişi kavuştuğu nimeti üzerinde göstersin. (Lüks arabaya binsin Ebû Yusuf gibi üzengisi altından olsun. Lâkin bunları yaparken “ihtiyacı olan benden istesin” diye niyet etsin. Çalım satmak için değil...)

*Nimetin elden gitmesi de: nimetin şükrünü unutmaktandır. Nimetin artıp çoğalması için şükürden daha büyük sebep yoktur.

* * *

Hz. Osman (R.A.):

*Dünyayı terk etmeyeni dünya terk etmez.

*Ey Âdemoğlu! Gaflet eder de âhiret için hazırlanmazsan bil ki başkası senin için hazırlanmaz. Mutlaka huzûr-u ilâhiye çıkacaksın, unutma! Rasûlüllah S.A.V. kabirden bahsederken ağlardı. Biz de âhirette halimiz ne olur diye düşünmeliyiz. (Hayâtü’s-Sahâbe S:1827-1829)

* * *

 

Hz. Ali (R.A.):

*Görüyorsun ki, her şey ölüyor. Ölüm sizin de peşinizdedir. Yükünüzü hafifletin ve tamâ edip de dünyaya itibar etmeyin ki, âhiretinizi mâmur edesiniz.

Ey Allah’ın kulları! Vallahi ölümden kurtuluş yok. Önüne dursanız yakalar, kaçsanız yetişir.

*Kendinize kurtuluş yolu bulun ve acele edin: Önünüzde sizi acele isteyen kabir var. Onun sıkmasından, karanlığından ve yalnızlığından korunun.

Kabir her gün hal diliyle: “Ben karanlıklar eviyim! Ben yılan çıyan yuvasıyım! Ben yalnızlık diyarıyım!” diye seslenir.

*Ey Allah’ın kulları! İbret almak lâzım gereken şeylerden hisse kapın. Her hadiseden ibret alın. Korkunç haberlerden ders alın, öğütlerden istifade edin. Ölümün pençesine geçmek üzeresiniz ve toprak sizi bağrına basmak üzeredir.

*Ey İnsanlar! Dünya sırt çevirdi, vedâ etmek üzere... Âhiretse bize doğru yöneldi; bakıyor. Bugün hazırlık günüdür; yarın hesap var.

*Ey İnsanlar! Amel etmeden Cenneti umanlardan olmayın. Hayır işlere koşun, elinizdekilerin şükrünü ödeyin. Eldekilerin şükrünü ödemeden daha isteyenlerden olmayın.

*Ey ölüme hedef olanlar! Ey ölümün elinden kurtulamayacak olanlar! Ey tehlikelere uğrayanlar! Ey günlerin getirdiklerine hedef olanlar! Ey ölüm mahkûmları! Ey sorguya çekilip de dili tutulacak olanlar! Ey ibretli hâdiselerden habersiz yaşayanlar! Sizlere hakikati söylüyorum: Ancak uyanık olanlarınız kurtulmuştur!

Bugün mescitleriniz mâmur, lâkin kalpleriniz ve bedenleriniz hidayetten mahrum görünüyor. Elinde olandan faydalanmayana, elinde olmayan fayda vermez. Dünya, tasını tarağını toplamış gidiyor, âhiretse bize doğru geliyor. Bugün hayırlı amel günüdür.(Hayâtü’s-Sahâbe)

*Kim dünyayı isterse dünya onu bağlar. Dünyanın nimetlerine değer vermeyen ona bağlanmaz. Dünyaya temâ edenler, ona hükmedenlerin köleleridir.

*Dünyadan sana yetecek kadar olan kâfidir. Dünyanın hepsi senin olsa yine mesut olamazsın. Dünyada dünkü ile bugünkü hayatı aynen devam ettiren aldanmıştır. Dünü bugünden hayırlı olan da aldanmıştır. Dünyada kendi noksanını aramayan için ölüm daha hayırlıdır.

*Biliniz ki:

-Hilim, ziynet ve mertliktir.

-Acele etmek, akılsızlıktır.

-Yolculuk insanı zayıflatır.

-Kötülerle düşüp kalkmak ardır. (Utandırır.)

-Fâsıklarla beraber olmak, başkasının şüphesini çeker, îtibarı yok eder.

*İnsanlar dört kısım:

1- İyilik ve hayırdan nasibi vardır, fakat ahlâktan nasibi yoktur.

2- Ahlâkı hoş, fakat iyilik ve hayırdan nasibi yok.

3- Ne ahlâk ne iyilik ne de hayırdan nasipsiz olan. (Bunlar insanların en şerlilerinidir.)         

4- Hem ahlâkı iyi, hem iyilik ve hayırdan nasibi var. Bunlar da insanların en üstünleridir.(Hayâtü’s-Sahâbe S: 1831-1837-1904)

* * *

Hz Hüseyin (R.A.)’dan:

*Dünya değişti, bozuldu, iyiler ve iyilikler dönüp gittiler. Sadece kabın dibindeki tortu kaldı. (Hayâtü’s-Sahâbe S: 1860)

* * *

 

Utbe bin Gavza (R.A.):

*Ey İnsanlar! Dünya, sonunun geldiğini bildirdi.

*Kıyâmet saati yaklaşınca, ay ikiye bölünür. Dikkat edin ay ikiye bölünmüş,dünyanın ikiye ayrılacağını bildirmiştir. Bugün hazırlık günüdür.

*Haramla beslenen vücut Cennete giremez. (Hayâtü’s-Sahâbe S: 1850)

* * *

Muaz ibni Cebel (R.A.):

*İnsan iki iyilik arasında ölmelidir. Biri yaptığı, biri de yapmayı sonraya bıraktığıdır. (Hayâtü’s-Sahâbe S: 1880)

*Muaz Hz. bina yapanların yanından geçerken:

-*Allah dünyanın eskimesini isterken siz onu yeniliyorsunuz. Allah her istediğini yapar”, buyurur ve harâbelere hitâben:

-*“Ey harâbeler! Nerede sizin ilk sahipleriniz?” derdi.

* * *

Ebu’d-Derda (R.A.):

*Hırsla servet biriktirenlere yazıklar olsun. Kendi servetini görmez, gözü hep başkalarınkindedir.  

*İyilerinizi sevdiğiniz müddetçe hayırda devam edersiniz. Aranızda doğrular söylediği müddetçe hakkı tanımışsınızdır. Hakkı tanıyan, onunla amel eden gibidir.

*İnsanlara yapmayacakları şeylerle emretmeyin. Rab’lerinden önce onları hesâba çekmeyin.

*Ey Âdemoğlu! Sen kendini düzelt. Başka-larında gördüklerini tenkit eden kimselerin hüzün ve kederi artar ve kinleri bitmez. Böyleler huzur bulmaz.

*Allah’ı görüyormuş gibi O’na ibâdet ediniz. Kendinizi ölülerden sayınız.

*Size yetecek olan az, sizi azdıracak, doğru yoldan çıkaracak çoktan hayırlıdır.

*İyilik kaybolmaz, kötülük unutulmaz.

*Hayır: Mal ve evlat çokluğunda değil, halîm ve âlim olmanda, Aziz ve Celil olan Allahü Teâlâ’ya ibâdette diğer Müslümanlarla müsabaka etmende ve gayretli bulunmandadır.

*İyilik ettiğinde Allah’a Hamd et, günah işlediğinde (Aziz ve Celil olan) Allah’tan af dile.

*Farkında olmadan Mü’minlerin nefretini kazanmaktan sakın! Bu nasıl olur biliyor musun?

Kul Allahü Teâlâ’ya âsi olur, Allah da Mü’minlerin kalplerine ona karşı kin yerleştirir!..

*İmanın zirvesi: Allah’ın hükmüne sabır, takdir-i ilâhîye rızâ, Allah’a güvenme hususunda samîmiyet ve tam teslimiyettir.

*Ey Şamlılar! Yiyemeyeceklerinizi topluyor, içinde oturamayacağınız binalar yapıyor ve ulaşamayacağınız işler peşindesiniz. Sizden öncekiler de servet biriktirir, uzun emeller besler, sağlam yapılar yaparlardı. Şimdi onların servetleri, mahvolup gitti. Emelleri sadece boş bir hayâl ve evleri mezar oldu.

İşte Âd kavminin Aden’le Umman arasına doldurdukları mallar ve evlâtlar! Şimdi bu Âd kavminin terekesini (bıraktıklarını) benden iki dirheme kim alır?

Ey Zenginler! Sizler ve bizler müsâvi olmadan (Kabir hayatı başlamadan) ve dünyanın bir âfet olduğunu görmeden önce servet hırsını bırakın!..

*Ben sizin adınıza sizi gaflete düşüren gizli hevesten korkuyorum. O hevesle karnınız doyar, fakat ilim dağarcığınız boş kalır...

*En hayırlınız, arkadaşına, “Gel ölmeden önce orucumuzu tutalım”, diyendir. En hayırsızınız da “Gel ölmeden önce yiyelim, içelim, eğlenenlim”, diyendir...

*Allahü Teâlâ rızkınıza kefilken sizi neden böyle hırslı görüyorum. Asıl vazifenizi ihmal ediyorsunuz. Baytarın attan anladığı gibi, bende sizin kötülerinizi gayet iyi tanıyorum: Onlar namazı vaktinde kılmazlar, Kur’an’ı isteksiz dinlerler, kölelerini âzât etseler de yine kendi işlerinde çalıştırırlar.

*Her zaman hayrı arayın. Allah’ın Rahmetine ve lütfuna yaklaşmaya çalışın. İnsan rahmete kavuşmakla Allahü Teâlâ’ya yaklaşır. Allah, kullarından dilediklerine verir. Allah’tan ayıplarınızı örtmesini ve sizi korktuklarınızdan emin kılmasını isteyiniz.

*Şu tavsiyelerimle amel edenlerin derecelerini aziz ve Celil olan Allahü Teâlâ yükseltir:

-Sâdece helâl ye, helâlinden kazan, evine temiz ve helâl olanları götür.

-Allahü Teâlâ’dan her gün için geçinecek kadar rızık iste.

-Sabah kalktığında kendini ölülerden say ve o gün onlara katılacağını kabul et.

-Allahü Teâlâ için varlığından hibede bulun.

-Sana sövenleri ve sataşanları, Allahü Teâlâ’ya havale et.

-Kötülük işlediğin zaman Aziz ve Celil olan Allahü Teâlâ’dan af dile.

 

*Şu üç şeyi yapmazsanız değeriniz düşmez:

1- Başınıza gelen belâdan şikâyet etmek,

2- Ağrı ve sızılardan yakınmak,

3- Kendi kendinizi temize çıkarmak...

*Mazlumun ve yetimin bedduâsından sakınınız. Çünkü onların bedduâları gece insanlar uykuda iken Allah’a ulaşır.

*Kıyamet gününde, dünyada iken Allah’a itaat eden biri getirilir. Kendisi önden malları da arkasından yürütülmektedir. Sırattan geçerken, her sendeleyişinde malları ona “Geç! Sen bizim üzerimizde hak bırakmadın” derler.

- Allahü Teâlâ’ya itaat etmeyen biri de malları omuzlarına yükletilmiş olarak gelir. Malları onu tökezleterek “Yazıklar olsun sana! Allah’ın bizim üzerimizdeki hakkını niçin vermedin?” derler. Bu hal Veyl deresine varıncaya kadar böyle devam eder.

- Kul başkasını kendine hizmet ettirmediği müddetçe Allah’ın hesabından emin olur. Eğer hizmetçi kullanırsa, o zaman da hesaba çekilmesi vacip olur.

- Dünyada sahip olduğun her şey, senden önce başkalarına aitti, senden sonra yine başkalarının olacak. Sana sadece âhiret için yaptıklarında fayda kalacak.

- Servetini evlatların en iyisine bırak. Çünkü sen hiçbir mâzeret beyan edemeyeceğin huzura gidiyorsun.

- Sen iki kişiden biri için servet biriktiri-yorsun. Bunlar, ya meşakkatle biriktirdiğin mallarla Allah’a itaat eder, mes’ud olur. Veya toplayıp bıraktığın mallarla Allahü Teâlâ’ya isyan eder, âsi olurlar.

- Vallahi her ikisi de senin günahlarını hafifletmez. Onun için servet bıraktıklarını kendinden üstün tutma!.

- Kul Allah’a itaat ederse, Allah onu sever. Allahü Teâlâ sevdiği kimseyi yarattıklarına da sevdirir.

- Kul Allah’a âsî olursa, Allahü Teâlâ ona buğzeder. O, buğzettiği kimseye yarattıklarına da buğzettirir.

- İtaatsız Müslümanlık olmaz. Cemâatte hayır vardır. Allahü Teâlâ’ya, halifeye ve bütün Mü’minlere karşı samimiyet göstermek lâzımdır. (Hayâtü’s-Sahâbe S: 1888-1890-1891-1892-1893)

 

Ebû Zer (R.A.):

* Ey İnsanlar!

İnsan yolculuğa çıkarken kendisine yarayacak ve yetecek kadar azık alır. Kıyâmet yolculuğu ise sizin bu yolculuğunuzdan uzundur; kendinize yarayacak azık alınız.

 

Size yarayacak azık şunlar:

- Büyük felaketlerden korunmak için haccedin.

- Uzun süren mahşerin şiddetinden kurtulmak için oruç tutun.

- Zamanınızı ikiye ayırıp, birinde ahiret için, ikincide helâl rızk için çalışın. Üçüncü bir bölüm sizin için zararlıdır.

- Kazancınızı ikiye ayırın: Helâlinden kazandığınız birinci kısımdan evlâd-ü iyâlinizin geçimini sağlayın. İkinci kısımdan âhiretinizi kazanmaya çalışın. Üçüncü bir kısmın size zararı vardır.

- Kabrin yalnızlığına karşı geceleri iki rekat namaz kılın.

- Kıyâmet günü Arasat’ta beklemeyi düşünüp ya hayır konuşun ya susun.

- Kıyâmet güçlüğünden kurtulmak için, sadaka verin.

- Ölmek için doğuyorlar. Harap olacak şeyleri îmar ediyorlar. Geçici şeylere düşkün oluyorlar da ebedî olanı terk ediyorlar.

- İnsanların istemediği iki şey; ölüm ve fakirlik, ne güzeldir! (Hayâtü’s-Sahâbe S: 1894-1895)

Huzeyfe bin El Yemânî:

         *Kim bir kötülüğe eli, dili ve kalbi ile engel olursa, vazifesini yapmıştır.

 

Dört türlü kalp var:

1. Kilitli kalp: Bu kafirlerindir.

2. İki yüzlü kalp: Bu münafıklarındır.

3. İçinde etrafını aydınlatan nur bulunan: Bu Mü’minin kalbidir.

4. İçinde iman ve nifak bulunan kalp: İman temiz yerde biten ağaca, nifaksa irinli azgın yaraya benzer. Hangisi ağır basarsa kalp o tarafa döner.

- Fitne zuhur ettiği zaman evinize çekilip oturunuz; kılıçlarınızı kırınız; yaylarınızı, kirişlerinizi kesiniz.

- Fitne, içkiden daha fazla aklı baştan giderir.

- Öyle zaman gelecek ki, sadece, boğulmak üzere olan birinin yaptığı gibi (içten ve samimî) dua edenler kurtulacak.

- Sizin en hayırlınız, ne dünya için âhireti, ne de âhiret için dünyayı terk edendir. En hayırlınız, her ikisi için de orta halde çalışandır. (Hayâtü’s-Sahâbe S: 1896-1897)

* * *

Ubey bin Kaab (R.A.):

* Allah’ın Kitabı’nı Rehber edin. O’nun hüküm ve emirlerine razı ol. Çünkü Resûlullah (S.A.V.) kendisinden sonra insanlara onu bırakmıştır. Kıyâmette onun şefâati kabul edilir. O, hak ve doğru şahittir. O, sizden ve sizden öncekilerden bahseder. Aranızdaki dâvâları çözen hükümler ondadır. Onda sizin ve sizden öncekilerin hakkında haber vardır.

* Kul, Allahü Teâlâ’nın rızasını kazanmak için bir şeyi terk ederse, Allahü Teâlâ ona terk ettiğinden daha hayırlısını (ummadığı yerden) ihsan eder. Kul, o şeyi hafife alır da terk etmezse, Allahü Teâlâ ona (Hiç ummadığı yerden) terk etmediğinden daha beterini verir.

 

Mü’min Dört Güzel Şeye Sahiptir:

1. Belâya sabreder.

2. Ni’mete şükreder.

3. Konuştuğunda doğru söyler.

4. Beş nur arasında dolaşır:

- Konuşması nurdur.

- İlmi nurdur.

- Girdiği yer nurdur.

- Çıktığı yer nurdur.

- Kıyâmette varacağı yer nurdur.

 

Kâfir de beş karanlık içinde döner dolaşır:

- Konuşması karanlıktır.

- İlmi karanlıktır.

- Girdiği yer karanlıktır.

- Çıktığı yer karanlıktır.

- Kıyâmette varacağı yer karanlıktır.

- Dünya, insanın ölünceye kadar azık hazırladığı yerdir; âhiret âleminde mükâfat ve ceza göreceği amelleri burada kazanır.

- Seni alâkadar etmeyen şeyle uğraşma. Düşmandan uzak dur. Dostuna karşı da ihtiyat et! Ölünce istemeyeceğin yeri hayatta iken de isteme. Senin ihtiyacına ehemmiyet vermeyene hâlini söyleme. (Hayâtü’s-Sahâbe  S: 1898-1899) 

 

Zeyd bin Sâbit R.A.):

* Söylediğini yapmayan insanda şeref ve haysiyet yoktur.

* Başkasında ayıp araştırıp da kendi ayıbını hafife alan kişi, emredilmeyeni yapan gibidir. (Hayâtü’s-Sahâbe S: 1990)

* * *

Abdullah İbni Abbas R.A.:

* Kendi nefsine hitâben:

- Ey Günahkar! Sonun mutlaka fena olacağını düşün, derdi.

Günahı açıktan işlemek, günah işlemekten daha büyük günahtır.

Yaptığın günah ile rahatlaman, o günahtan daha büyük günahtır.

Allahü Teâlâ’nın sana ne yapacağını bilmediğin halde gülmen, yapmakta olduğun günahtan daha büyük günahtır.

* Farzlara dikkat et. Allahü Teâlâ farzları sana kendisinin hakkı olarak emretti. Bunları yaparken Allah’ın yardımını iste. Allahü Teâlâ; kulun sevaplara karşı olan hırsını bilince, onu korktuklarından emin kılar. (Hayat’s-Sahâbe S:1901)

* * *


 
 

İbni Ömer (R:A.):

* Kişi bâki olanı fâni olandan üstün tutmayı akıllı işi saymadıkça hakîkî îmana sahip olamaz... (Hayatü’s-Sahâbe S: 19029

* * *

Hz. Abdullah ibni Zübeyr (R.A.):

* Muttakîlerin (Allah’tan korkanların) alâmeti:

1. Kazaya rıza,

2. Ni’mete şükür,

3. Kur’an hükümlerine boyun eğmektir.

* Âmirler Pazar yeri gibidir. Eğer o haktan ayrılmayan biriyse ona hak ve hakikatler getirilir. (Sebze pazarına sebze, halı pazarına halı getirildiği gibi). Hakka uymuyorsa, ona da kötü işler ve kötü kimseler gelir. O da ona göre muamele eder. (Hayâtü’s-Sahâbe S: 1903)

* * *

Şeddat bin Evs (R.A.):

* Siz dünyada hayır ve şerrin kendisini değil, sebeplerini görüyorsunuz. Halbuki hayr her şeyi ile Cennette, şer de her şeyi ile Cehennemdedir.

* Dünya iyinin de kötünün de doyduğu bir sofradır. Ahiretse her şeye gücü yeten bir hükümdarın hükümleri bulunan bir hakikat, bir vaaddir. Her şeyin talipleri vardır. Siz dünyaya talip olup da ona hizmet etmeyin; âhirete tâlip olun. (Hayâtü’s-Sahâbe S: 1905)

* * *


 
 

Cündüb El Beccelî (R.A.):

* Başınıza bir sıkıntı gelince, canınızı değil malınızı feda edin. Can veya din feda etmek durumunda, can feda edin. İyi bilin ki, esas zararda olan, dininde zarar edendir.

* Cennete giren için fakirliğin, cehenneme giren için de zenginliğin hiç tesiri olmaz.

* Bilmiş olun ki, âdemoğlu öldükten sonra önce karnından çürümeye başlar. Karnınızı haramla doldurup da kokmasına meydan vermeyin. Mallarınızı harcarken Allahü Teâlâ’yı gücendirmekten sakının. (Hayâtü’s-Sahâbe S: 1906) 

* * *

 

Ebû Umâme (R:A.):

* Ey İnanlar! İyilikleri ve kötülükleri taksim ettiğiniz bir yerde ömrünüz geçiyor. Yakında buradan başka bir yere (mezara) göç edeceksiniz. Orası yalnızlık diyarıdır. Karanlık evdir. Orada, yılanlar ve çıyanlar barınır. Allah’ın genişlettiği kabirler başka, diğerleri dardır. Oradan mahşere nakledileceksiniz ve orada Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyeceksiniz.

* Dünya ve âhirette kâfir ve münâfıklar, Mü’minlerin nurundan istifade edemezler. Sağlamların gözlerinden âmâların istifade edemedikleri gibi...

* Rasûlüllah (S:A.V.) kendisine emredileni insanlara tebliğ etti. Eshab ondan duyduklarını başkalarına bildirdi. Siz de duyduklarınızı başkalarına anlatınız.

* Ey İnsanlar! Sizler cahilliye devrinde bulunanlardan daha cahilsiniz. Çünkü Allahü Teâlâ kendisi için harcadığınız bir dirheme yedi yüz dirhem, bir dinara yedi yüz dinar vereceği(ni vaad ettiği) halde siz hâlâ cimrilik yapıyorsunuz.

* Şunu iyi bilin ki, fetihler altın ve gümüş saplı kılıçlarla değil, sağlam gönülle, kurşun ve demir saplı kılıçla yapılır. (Hayâtü’s-Sahâbe S: 1707-1708-1709)

* * *

 

BÜYÜKLERDEN ÖĞÜTLER

Yerine Vali Bırakacağı Vakit Ömer Bin

Abdülaziz’e Pederinin Vasiyeti

Ey Oğlum!

İşçileri iyi gözet. Eğer onların sende akşamdan kalma bir hakkı varsa sabaha, sabah verilmesi lâzım bir hakkı varsa akşama bırakma! Haklarını zamanında ver ki, sana itaat etsinler.

Sakın idaren altında bulunan halka yalan söyleme! Sonra doğru sözüne de inanmazlar.

Her işinde ehil olan arkadaşlarınla ve âlimlerle istişare et.

Öfkelendiğin kimseyi hemen cezalandırma. Öfken geçinceye kadar sabret!

Sana bunları tavsiye eder, Allah’a emânet ederim. (Ikdü’l Ferid S.17)

* * *


 
 

Abdülmelik Bin Mervan (Rh.A.):

* İnsanların en üstünü mevki sahibi iken mütevâzı, kudretli iken zâhid (dünyaya değer vermeyen), kuvvetli iken insaflı olanlardır. (Ikdü’l Ferid)

***

İbrahim Bin Ethem Hz.’inden Öğüt:

Sana beş şeyi tavsiye ederim:

1.İnsanlar dünyaya daldıkları zaman, sen âhiretle meşgul ol.

2. İnsanlar dışlarını süslemekle meşgulken, sen içini imar etmeğe çalış.

3.İnsanlar bina yapmakla meşgul olurken, sen kalbini imar et.

4. İnsanlar halkın hizmetiyle uğraşırken, sen Hakk’ın hizmetiyle meşgul ol.

5. İnsanlar başkasının ayıplarını araştırırken, sen kendi ayıplarını araştır.

* * *

Fakih Ebû’l-Leys (R.A)’ın Nasihatı:

* İnsan güler yüzlü, yumuşak sözlü olmalı; Lakin, dalkavukluk etmekten sakınmalı; ahlâkı bozuk olanlara konuşurken çok dikkat etmeli; Kötü yola sapmış hissi verecek sözlerden kaçınmalı; herkesle iyi geçinmeli ve kimseye kötülük etmemeli. Zira Allahü Teâlâ, Musâ ve Harun (A.S.)’a “Fıravun’a yumuşak söz ile konuşun” (S.Tâhâ 43) diye emir buyurdu. İnsanlarla ünsiyet etmekte usûl budur. Hanımla efendisi arasında ve dostlarla münâsebet-lerde usûl de, bu olmalıdır.

* Şüphesiz insan için en güzel iyilik, hoş geçinmek  ve iyi anlaşıp kaynaşmaktır. Zira Rasûlullah (S.A.V.) Efendimiz:

“Siz herkesi malınızla kendinizden hoş-nut edemezsiniz, güzel ahlakınızla memnun ediniz.” burmuştur.

* * *

Mevlânâ Sâdettin-i Kaşgârî (K.S.):

Hakk’a yakınlık, yüksekten, alçaktan, maldan, makamdan uzaklaşmak değil, kendi varlığından (benliğinden) geçmektir. Yâni nefsin isteklerinden uzaklaşmaktır.

* * *

Süleyman Bin Abdülmelik (Rh. A):

* Dünya gurur evi batıl yeridir. Güldürür ağlatarak, ağlatır güldürerek, korkutur güvenirken, güvendirir korkuturken, fakir eder zenginken,  zengin kılar fakirken...

* Sabahın aydınlığı gecenin karanlığını nasıl gideririse, şeytanın hile ve tuzaklarını da Kur’an’nın nuru yok eder.

* * *

Lokman (A.S.):

*Bin senede dört bin peygambere ulaştım. Onların sözlerinden sekiz kelime seçtim:

 

Dört şeyi koru:

1. Namazda kalbini koru. (Onda düşünceye yer verme).

2. İnsanlar arasında dilini koru. (Ya hayır söyle ya sukut et ve sırrına sahip ol.)

3. Başkasının evinde gözlerini koru. (Etrafa bakma).

4. Sofrada boğazına sahip ol. (Sünnet üzere ye, iç...)

 

İki şeyi unutma:

1. Allahü Teâlâ ve

2. Ölüm.

 

İki şeyi unut:

1. Başkalarına yaptığın iyilik ve

2. Başkalarının sana yaptığı kötülük...

* * *

 

İmam-ı Cafer-i Sadık Hazretleri’nden Tavsiyaler:

Size dokuz şeyi tavsiye ederim. Bunların üçü NEFİS TERBİYESİ, üçü HİLİM, üçü de İLİM hakkındadır.

Nefis terbiyesi hakkında üç tavsiye:

1. Nefsin istemediği yemekten sakın. (Çünkü bu ahmaklık ve unutkanlığa sebebdir.)

2. Ancak açıktığın zaman ye.

3. Yediğin helâlden olsun.

Rasûlullah (S.A.V.) buyurmuştur: “Âdemoğlu midesinden daha şerli bir kab doldurmamıştır. Midenin üçte biri yiyeceğe, üçte biri içeceğe, üçte biri de nefes almaya, zikretmeye ayrılma-lıdır.”

Hilim hakkında üç tavsiye: 

1. Sana “Bir söyle, on dinle” diyene “On söylersen bir dinle”,de!

2. Sana iftira edene “Eğer söylediğin doğru ise Allah’dan beni mağfiret etmesini dilerim. Söylediğin doğru değilse Allah’dan seni mağfiret etmesini dilerim” de.

3. Sana çirkin bir söz söyleyene nasihat ve duâ et.

İlim hakkında üç tavsiye:

1. Bilmediklerini âlimlerden sor ve bunu onlara sıkıntı vermek veya imtihan etmek için sorma.

2. Hiçbir şeyde kendi görüşünle amel etme, ehlinden sor, ilâhi ölçülere uy ve her işte ihtiyatlı ol.

3. Fetvâ vermekten, aslandan kaçar gibi kaç. Boynunu insanlar için Cehennem üzerinde köprü yapma!

İMAM-I AZAM HAZRETLERİ’NİN

TALEBESİ EBU YUSUF HAZRATLERİ’NE

VASİYETİ

 

Devlet Büyükleriyle Münasebet

-Devlet başkanına hürmet et, onun mevkiine saygılı ol. Huzurunda yalan söyleme. İlmî bir mesele için seni çağırmadıkça yanına gitme. Huzuruna çok girip çıkacak olursan itibarın kaybolur, mevkiin küçülür.

-Devlet adamlarına yakınlık isteme!

Onların seni kendilerini yakın tutmasını da arzu etme. Böyle bir durum olursa bunu halktan gizle. Aksi halde sana iş havale ederler. Takip etsen devlet büyüğü yanında küçülürsün, takip etmesen insanlar seni ayıplar.

-Devlet başkanının yakınlarında ev tutma!

-Kendilerine teklif edeceğin şeye uyacaklarını bilmeden, başkan ve âmirlerin yakınında bulunma! Olur ki senin yanında yanlış bir iş yaparlar da sen buna mani olamazsın. Sustuğunu görür, onların yaptık-larını doğru sanırlar.

-Âmirinde dine muhalif bir hal görürsen, ona itâat etmekle beraber ikaz et! Misâl: “Benim âmirimsin, emirlerine uyarım. Lâkin, dine uymayan şu halini sana söylemekten kendimi alamıyorum” de. Bunu bir kere yapman yeter. Tekrar eder veya ihtar etmekte aşırı gidersen seni azarlar ve ezer. Bu da dinin zayıflamasına yol açar. Bir iki ihtarın, senin dini meselelerdeki ciddiyetini ortaya koymaya kâfidir. Eğer âmirin, dine muhalif işleri bir kaç defa yaparsa, onun huzuruna yalnız olarak gir ve ona nasihatte bulun. Bit’atçı ve tevilci biriyse onunla ilmi münazara yap! Hak mezheplerden birine bağlıysa ve dindar bir insansa ona Kur'an’dan ve hadisten bildiklerini söyle. Kabul ederse  ne âlâ; etmezse Allah’a sığın ve yanından ayrıl.

 

Halkla münasebet

-Halk önünde  konuşma! Sadece sorduk-larına cevap ver. Aralarında dinî ve lüzumlu mevzular dışında konuşmaktan kaçın ki, seni mal düşkünü bilmesinler.

-Halk arasında ne gül, ne de gülümse... Çarşı pazara çok çıkma!...

-Buluğ çağına yaklaşmış olanlarla konuşma! Çünkü onlar birer fitnedir. Buna mukabil küçük çocuklarla konuşmanda ve onların başlarını okşamanda bir beis yoktur.

-İhtiyarla yolda yürüme! Arkalarından gitsen ilmine hakaret olur, önlerinden yürüsen senden hoşlanmazlar.

-Yol ağzında, köşe başlarında, dükkan-larda oturma! Çeşmelerden, musluklardan ve sokalardan su içme...!

-Çarşıda, sokakta ve mescidde bir şey yeme!

-Her hal ü kârda Allah’dan kork, kendini fenalardan koru. Emanete sâhip ol.

-Küçük büyük, avam havas herkese iyilik et ve nasihatta bulun.

-Kimseyi hakir görme. Herkese saygı göster.

-Halk ile içli dışlı olma! Ziyaretine gelen-leri iyi karşıla! Sorduklarına cevap ver. Eğer ehil ise ilimle meşgul olur, değilse sana muhabbet ederler.

-Avam ile ve emrindekilerle münakaşa etme! O gibilerle münakaşa itibarını zedeler.

-Karşındaki sultan da olsa doğruyu söylemekten çekinme!

-Halktan daima kendini koru.

-İçin nasılsa dışın öyle olsun.

Çok gülme! Kalbini öldürür.

-Ağırbaşlı ve vakarlı yürü. Arkandan seslenen olursa dönüp bakma! Arkasından çağrılan ancak hayvandır.

-Konuşurken bağırıp çağırma! Sâkin ol ve sükût et.

-Ne bir şey sat, ne de satın al! Bu hizmetleri yapacak bir hizmetkâr tut.

Dünyaya, malına servetine ve elindeki imkanlara güvenme! Çünkü Allah hepsinden hesap soracaktır.

İnsanlara hatâlı işlerinde uyma! Doğru işlerinde uy!

İnsanları kötülükleriyle değil İyilikleriyle an! ama kötü halleri din hususunda ise, o zaman onu insanlara şöyle ki ondan sakınsınlar Bu hususta maka­mından korkma! Çünkü Allah senin hakiki yardımcın­dır. Bunu bir kere yaptın mı, senden çekinirler ve bid’atçılığa cesaret edemezler.

Hz Peygamberi veya evliyaullahtan birini rüyada görmüş olduklarından sana bahseden olursa, hoş karşıla, sakın ret ve inkar etme!

Nefsin isteklerine uyanlarla berâber olma! Ancak dine dâvet yolunda böyleleri ile birlikte olmakta beis yoktur.

Oyundan, eğlenceden sövüp saymaktan uzak dur!

Komşunun hoş olmayan hallerini gizle. İnsanların gizli hallerini açma! Çünkü sır, emanettir.

Cimrilikten kaçın.Cimriden herkes nefret eder.

-İşlerinde mertliği insanlığı koru!

-Yumuşak huylu ol, incitme!

-Elbisen daima temiz olsun!

-Dünyaya meyli azalt, nefsini temizle!

-Fakirsen fakirliğini belli etme

-Gayret sâhibi ol. Gayreti zayıf olanın mevkii de zayıftır

-Yolda sağa sola bakma, daima önüne bak!

-Hamama gidersen ücretini fazlaca ver, insanlar arasında kadrin yükselir, sana hürmet ederler.

Bir şey satın alırken fiyatını düşürmeye çalışma; kendin tartıp ölçme, satıcının tartı ve ölçüsüne râzı ol.

-Alçak dünyayı din alimleri yanında alçak göster. Çünkü Allah yanında olanlar dünyadakilerden hayırlıdır.

_ İşini ehline yaptır. Bilgi ve ihtisasa alâkan kuvvetlenir ve imkanlarını korur ihtiyaçlarını daha iyi karşılarsın. Mesire yerlerine gitme!

-Halka hikayeler anlatma! Hikayeciler  mutlaka anlattıklarına yalan karıştırırlar.

 

Âile hayatı:

-Hanımına yakın olduğunda çok konuşma! Allah’ı anmadan ona yakın olma!

-İçgüveysi olmaktan sakın!

-Çocuklu kadınlarla evlenme; senin malından çalıp onlara harcar. Kadın için çocuk kocasından kıymetlidir.

-Sakın bir evde iki hanım bulundurma. İhtiyaçları karşılayacak durum olmadan evlenme! Önce ilim sonra servet. Tahsil zamanında ticaret yapma, yürütemezsin; tahsili tam yapamazsın. Gençken, gönlün ve kafan zindeyken ilim tahsil et, sonra dünya işine bak.

 

İlim ve Muhasebe

- Seni hoşlanmadığın bir işe verirlerse, o iş sana ilminden dolayı verilmişse kabul etme!

- Dînî esasları kelam ilmiyle ispata kalkma! Çünkü halk bu gibi mevzularla uğraşmaya kalkar ve hatâya düşer. Yalnız sorulanlara cevap ver. Uzun cevap zihin karıştırır.

- On sene yiyeceksiz, parasız, pulsuz kalsan da öğrenmekten ayrılma! Tahsilden vazgeçtiğinde yine geçim sıkıntısına düşersin.

- Fıkıhta derinleşmek üzere sana gelenleri memnûniyetle karşıla ki, ilme rağbetleri artsın.

- Seninle istişâreye geleni dinle ve Allah’a yaklaştıracak şekilde konuş.

- İlim adamları olan bir memlekete vardığında; halkı etrafına toplamaya kalkma! Sen de halktan biri ol! Senin bir mevki peşinde olmadığın anlaşılsın. Yoksa hepsi aleyhine döner, seninle uğraşırlar. Boş yere didiklenirsin. Senden bir şey sorarlarsa açık deliliyle cevap ver; lakin onlarla münâkaşaya girme! Halkın hocalarına dil uzatma, aksi halde onlar da seni çekiştirirler.

- İlmî meseleleri zahiri ve bâtinî mânâlarıyla îzah et. Münâzara âdâbını bilmeyen ve iddialarını delillerle ispat edemeyen âlimlerle münâkaşa etme!

- Mevki ve makam peşinde koşan, halk arasındaki meselelerle meşgul olup menfaat sağlamak isteyenlerin sözlerine ve aralarına karışma! Çünkü onlar seni haklı bulsalar da sözlerini kabul etmez, türlü laflarla seni usandırmak isterler.

- Büyükler meclisine girdiğinde onlar buyur etmedikçe üst taraflara oturma ki, seni üzecek bir hal olmasın. Keza bir cemâatte, onlar hürmetle seni öne dâvet etmeden kendiliğinden ileri safa geçme! Mihraba geçmen de o şekilde olsun.

- İlim meclisinde hiddet ve şiddet gösterme!

- Bir âlimle ilmî mesele görüşmeye gidersen, iyi hazırlanmadan gitme! Orada bildiklerini açıkça söyle; iyi bilmediğin şeylerden bahsetme ki, dinleyenler seninle iftihar ederken sükût-u hayâle uğramasın, karşındakini de senden bilgili sanmasın.

- Şayet orada sorulanlar fetvaya uygun ise cevap ver, değilse sebebini söyle ve sözü uzatma! Karşısında biri, senin yanında izahlarda bulunmasına ve oradakilere ders vermeye kalkmasına fırsat bırakma ve bir adamını bırakarak oradan ayrıl ki, muârızının söz ve görüşünü, ilmî seviyesini sana haber versin.

 

İBÂDET

- Ezandan sonra derhal cemâate hazırlan, avamdan arkaya kalma.

- Herkesten çok ibadet etmedikçe ve ihsanda bulunmadıkça için rahat etmesin. Çünkü halk sende kendilerinden fazla ibadet görmezse senin ibadete rağbet etmediğine, ilmin sana fayda vermediğine hükmeder de; cahilce yaptıkları amelleri ilminden üstün görürler.

- İnsanların yanında Allah’ ı çok zikret ki onlar da buna meyletsinler.

- Namazlardan sonra Kur’ an okumak, zikir, şükür gibi ibâdetin bulunsun.

- Her ay belli günlerde sünnete uygun oruç tut ki, halk da senden örnek alsın.

- Ölümü hatırından çıkarma!

- Hoca ve üstazların için Allah’ tan âfiyet dile.

- Kur’ an-ı Kerim okumaya devam et.

- Evliyâullahın kabirlerini ve mübârek yerleri sık ziyaret et.

- Uydurma ve karışık zikir meclislerine gitme, böyle meclis tertibine de sebep olma!

- Talebenin vaazını dinleme, sıkar, bocalar! Güvendiğin biri dinleyebilir. Ayrıca mahallendeki halkı teşvik et ki cemaati çoğalsın.

- Nikâh işlerini, cenaze ve bayram namazlarını mahallenin hatibine havâle et.

Beni de hayır duadan unutma!

Sana ve bütün Müslümanlar için yaptığım bu nasihati hafızanda tut!

 

CÂFER-İ SÂDIK HAZRETLERİ’NDEN OĞLU MUSA KÂZIM EFENDİYE NASİHAT

 

Ey Oğul!

Taksim edilen rızka razı olan, kimseye muhtaç olmaz. Gözü başkasının elinde olan, fakir olarak ölür. Allah’ ın taksim ettiği rızka razı olmayan, Mevlâ’ ya kötü zanda bulunmuştur.

Kendi kusurunu küçük gören, başkasınınkini büyütmüş olur. Başkasının hâta ve kusurunu küçük gören de kendi kusurunu büyütmüş olur.

Başkasının gizlisini açıklayanın evindeki gizli şeyler herkesçe bilinir.

Kardeşi için kuyu kazan, o kuyuya kendi düşer.

Sefihler {Akılsızlar} arasında bulunan, horlanır; alimlerle beraber olan, hürmet görür.

İnsanlara kızmaktan sakın; sana da kızarlar.

Boş işe ve boş söze karışma; aşağılanırsın, kıymetin düşer.

Lehinde olsun aleyhinde olsun, daima hakkı  (doğruyu) söyle!

Allahü Teâlâ’ nın kitabını oku. Mârufu emir, münkeri nehyet.

Senden kesilene git, seninle konuşmayanla konuş.

İsteyene ver.

Laf taşımaktan, kovuculuktan sakın. Çünkü söz taşımak, düşmanlık hasıl eder.

Kimsenin ayıbını görme! Ayıp gören, onlara hedef olur...

 

ABDÜLHÂLIK GUCDÜVÂNÎ (K.S)’DAN MÂNEVÎ OĞLU HÂCE EVLİYÂ-İ KEBİR’E VASİYET

 

Ey Oğlum!

Sana vasiyet ederim. İlim ve edep öğrenesin. Geçmiş âlimlerin ve evliyânın eserlerini dikkatle oku. Takvâ ile sıfatlan. Ehl-i Sünnet vel-Cemaat mezhebine uygun iman et. Beş vakit namazı cemaatle kıl! Fıkıh, Hadis ve Tefsir ilimlerini öğren, cahillerden uzak ol!...

Şöhrete sebep olan hallerde bulunma! Az konuş, az ye, az uyu!..

Sana uymayan erkeklerden sakın. Kadınlarla bir arada oturma ve arkadaşlık etme!...

Dünyayı arzu etme! Çok ağlayıp az gül! Gülerken de kahkahadan sakın!

Mümkün oldukça insanların hizmetinde bulun, onlara can u gönülden yardım et!

Allah dostlarını canından aziz bil. Onların hareketlerine itiraz etme, mahzun kalpli ol!..

Vücûdun orta halli, gözlerin Allah korkusundan ağlar, amelin hâlis, duan huşû ve tazarrû, elbisen orta halli olsun. Arkadaşın fakir, işin ibâdet, evin mescid; kalbin zikredici, dilin şükredici; yoldaşın zikir; dostun fikir olsun!.

 

İRAHİM BİN EDHEM K.S.

KENDİSİNDEN NASİHAT İSTEYEN BİRİNE

 

Şu altı şeyi kabul et! Sana hiçbir şey zarar vermez:

1. Günâh işleyeceğin zaman O’nun rızkından yeme! Verdiği rızkı yiyip O’na isyan etmek çirkindir.

2. O’na âsi olmak istersen O’nun mülkünden çık! O’nun mülkünde O’na isyan lâyık değildir.

3. Günâh işleyeceksen O’nun görmediği yerde işle!

4. Azrâil A.S. ruhunu almaya geldiğinde tevbe edinceye kadar izin iste! (Amma bilirsin ki, izin veremez! O halde kudretin varken ve Azrail A.S. gelmeden tevbe et Unutma! Melekü’l Mevt ânî gelir.

5. Mezarda sual melekleri seni imtihan etmesinler. (Bu mümkün değildir, şimdiden onlara cevap hazırla!...)

6. Kıyâmet günü Allahü Teâlâ “Günahkârlar cehenneme” deyince “Ben gitmem” de! Buyurdu.

Adam bu nasihati kabul ve tevbe etti...

* * *


 
 

DÖRT BÜYÜK KTAPTAN ÂLİMLERİN

SEÇTİĞİ DÖRT CÜMLE

 

TEVRAT’tan:

Kanâat edenin gönlü tok olur.

 

İNCİL’den:

Uzlet eden kurtulur.

 

ZEBUR’dan:

Sükût eden pişman olmaz.

 

KUR’AN-I AZİMÜŞŞÂN’dan:

Tevekkül edene Allah kâfîdir.

 

Âlimler şu dört şeyi tavsiye etmişler:

1. Çok yiyip mîdeni yorma!

2. Sana dünya ve âhirette menfaati olmayan şeyi yapma!

3. Kadına aldanma!

4. Çok da olsa dünya malına güvenme!

* * *