Kaside-i Bürde Dersleri -Beta- © incemeseleler.com

Mağfirati İlahi - Şefaati Rasül [140-156. Beytler]

Yayınlanma Kasidei Bürde Dersleri

بسم الله الرحمن الرحيم

{١٤٠}

خَدَمْتُهُ بِمَدِيحٍ اَسْتَقِيلُ بِهِ

ذُنُوبَ عُمْرٍ مَضَى فِي الشِّعْرِ وَالخَـدَمِ

 Ben Rasulü zişana hizmet eyledim خَدَمْتُهُ
Ne ile?
Rasulullah ve Ashabını medh eden بِمَدِيحٍ
kasideyi yazmak ile
Ben af diliyorum
اَسْتَقِيلُ
Ne ile?
Bu kaside ile بِهِ

***
Neyin affını?
Bir ömrün günahlarının affını ذُنُوبَ عُمْرٍ
Öyle ömür ki?
Geçen مَضَى
Nerede?
Şiir yazmakta فِي الشِّعْرِ
Daha?
İnsanlara hizmetlerde geçen وَالخَـدَمِ

Ben Rasulullah ve Ashabını medh eden kasideyi yazmak ile Rasulü zişana hizmet eyledim. Ben bu kaside ile insanlara hizmetlerde ve şiir yazmakta geçen bir ömrün günahlarının affını diliyorum.

 

{١٤١}

إذْ قَلَّدَانِيَِ مَا تُخْشيَ عَوَاقِبُــهُ

كَأنَّنِيِ بِهِمَا هَدْيٌ مِنَ النَّعَـــمِ

 Niçin Allah'tan affımı istiyorum?
Çünkü bu iki hal insanlara hizmet إذْ قَلَّدَانِيَِ
ve şiir benim boynuma taktılar

Neyi?
Korkulan şeyi مَا تُخْشيَ
Ne korkulan?
Akibeti,encamı,nihayeti korkulan şeyleri عَوَاقِبُــهُ

***
Sanki ben
كَأنَّنِيِ
Bu iki şey yüzünden
بِهِمَا
Ne gibiyimdir?
Kurbanlık gibiyim هَدْيٌ
Neden?
Kurbanlıklardan مِنَ النَّعَـــمِ

Bu iki hal insanlara hizmet ve şiir benim boynuma akibeti encamı nihayeti korkulan şeyleri taktıkları için Allah'tan affımı istiyorum. Sanki ben bu iki şey yüzünden kurbanlıklardan kurbanlık gibiyim.

 

{١٤٢} 

أَطَعْتُ غَيَّ الصِّبَا فِي الْحَالَتَيْنِ وَمَا

حَصََّلْتُ إلاَّ عَلَى اْلآثََامِ وَالنَّـــدَمِ

 Ben itaat ettim, boyun eğdim أَطَعْتُ
Neye?
Çocuğun aldanmasına غَيَّ الصِّبَا
Nerede?
Şu iki halde şiir ve hizmette فِي الْحَالَتَيْنِ

***
Halbuki ben tahsil edemedim
حَصََّلْتُ وَمَا
sabit olamadım
Ancak günahlar üzerine sabit oldum
إلاَّ عَلَى اْلآثََامِ
Daha?
Pişmanlıık üzerine sabit oldum وَالنَّـــدَمِ

Ben şu iki halde şiir ve hizmette çocuğun adanmasına itaat ettim, boyun eğdim. Ancak günahlar ve pişmanlıktan başka şeyde sabit olamadım,tahsil edemedim,kazanamadım.

 

{١٤٣}

فَيَاخَسَارَةَ نَفْسٍ فِي تِجَارَتِهـَــا

لَمْ تَشْتَرِ الدِّينَ بِِالدُّنْيَا وَلَمْ تَسُــمِ

 Böyle olunca ey nefsimin hüsranı فَيَاخَسَارَةَ نَفْسٍ
gel gel gelme zamanıdır

Nerede ki nefis?
Kazanç vaktinde-Ticaret vaktinde فِي تِجَارَتِهـَــا
yani ticaretin mümkün olduğu mekanda dünyada manevi sahada

***
Çünkü benim nefsim satın almadı
لَمْ تَشْتَرِ
Neyi?
Ahreti الدِّينَ
Neye mukabil?
Dünyaya mukabil بِِالدُّنْيَا
yani dünyadan vaz geçip ahireti almadı
Bir talepde bulunmaz ve teşebbüs etmedi 
وَلَمْ تَسُــمِ

Böyle olunca ticaret vaktinde yani ticaretin mümkün olduğu mekanda dünyada manevi sahada ey nefsimin hüsranı gel gel gelme zamanıdır. Çünkü benim nefsim dünyaya mukabil ahireti satın almadı yani dünyadan vaz geçip ahireti almadı böyle biremride talepde ve  teşebbüsde bulunmadı.

 

{١٤٤} 

وَمَنْ يَبِعْ آجِلاً مِنْهُ بِعَاجِلِــــهِ

يَبِِنْ لَهُ الْغَبْنُ فيِ بَيْعٍٍ وَفِيِ سَـلَمٍِ

 Her kim satarsa وَمَنْ يَبِعْ
Neyi?
Ahireti, ebedi hayatı آجِلاً مِنْهُ
Neye mukabil?
Dünyaya mukabil بِعَاجِلِــــهِ
yani ahiretten vaz geçip dünyayı alırsa

***
Yakında o kimse için zuhur eder
يَبِِنْ لَهُ
Ne?
Aldanış, çok fena aldandığı açığa çıkar الْغَبْنُ
Nerede?
Alış verişte ve peşin para ile فيِ بَيْعٍٍ وَفِيِ سَـلَمٍِ
veresiye mal almak

Her kim acil olan dünyaya mukabil geciktirilmiş olan ahireti, ebedi hayatı yani ahiretten vaz geçip dünyayı alırsa yakında o kimse için alış verişte ve peşin para ile veresiye mal almakda aldanış zuhur eder yani çok fena aldandığı açığa çıkar.

 

{١٤٥} 

إنْ آتِ ذَنْباً فَمَا عَهْدِي بِِمُنْتَقِضٍ

مِنَ النَّبِيِّ وَلا َحَبْلِيِ بِمُنْصَـــرِمٍِ

 Eğer ben getirirsem,işlemişsem إنْ آتِ
Neyi?
Günahı ذَنْباً
Benim sözüm değildir
فَمَا عَهْدِي
Nedir değildir?
Bozulmuş değildir بِِمُنْتَقِضٍ

***
Kimden ahdim?
Nebi Aleyhisselam'a olan مِنَ النَّبِيِّ
Benim bağlı olduğum ip değildir
وَلا َحَبْلِيِ
Nedir değildir?
Kesilmiş, kopmuş değildir بِمُنْصَـــرِمٍِ

Eğer ben günahı getirirsem işlemişsem benim Nebi Aleyhisselam'a olan sözüm bozulmuş değildir, benim bağlı olduğum ipim kesilmiş, kopmuş değildir.

 

{١٤٦} 

فَإِنَّ ليِ ذِمَّةًً مِنْهُ بِتَسْــــمِيَتِي

مُحَمَّداً وَهْوَ أوْفَى الْخَلْقِِ بالذِّمَـمِ

 Niçin ahdim bozulmuş değildir?
Zira muhakkak benim için vardır فَإِنَّ ليِ
Ne?
Bir zimmet bir eman vardır ذِمَّةًً
Kimden?
O Fahri Alemden مِنْهُ
Ne sebebi ile?
Beni isimlendirmesi sebebi ile بِتَسْــــمِيَتِي

***
Nedir isimlendirmesi?
Muhammed مُحَمَّداً
Muhammed Aleyhisselam
وَهْوَ
Nedir?
Mahlukatın en vefakarıdır أوْفَى الْخَلْقِِ
Neye?
Zimmetlere emanlara بالذِّمَـمِ

Zira muhakkak benim için o Fahri Alemden bir eman vardır. Sebebi benim Muhammed olarak isimlendirmemdir. Muhammed Aleyhisselam zimmetlere emanlara mahlukatın en vefakarıdır.

 

{١٤٧} 

إنْ لَمْ تَكُنْ فِيِ مَعَادِي آخِذاً بِيَدِى

فَضْلاً وَإلاَّ فَقُلْ يَا زَلَّةَََ الْقـَـــدَمِ

 Eğer o Muhammed Aleyhisselam olmazsa إنْ لَمْ تَكُنْ
Nerede?
Benim ahiretimde فِيِ مَعَادِي
yani ahiretin başlangıcı olan ölüm anında

Nedir olmazsa?
Benim elimden tutucu olmazsa آخِذاً بِيَدِى
yani şefaat etmezse

***
Nasıl?
Lutf ederek ihsanda bulunmazsa فَضْلاً
Eğer lutf ederek elimden tutmazsa  
وَإلاَّ فَقُلْ
ya busiri sen söyle
Ey ayağın kaymış zat,vay senin haline  
يَا زَلَّةَََ الْقـَـــدَمِ

Eğer o Muhammed Aleyhisselam benim ahiretimde yani ahiretin başlangıcı olan ölüm anında lutf ederek ihsanda bulunmazsa benim elimden tutucu olmazsa yani şefaat etmezse sen söyle,ey ayağı kaymış biçare ,vay senini haline.


{١٤٨} 

حَاشَاهُ أنْ يُحْرِمَ الرَّاجِي مَكارِمَـهُ
 أوْ يَرْجِعَ الْجَارُ مِنْهُ غَيْرَ مُحْتـَـرَمٍِ

 Rasulullah münezzehdir, çok حَاشَاهُ
mukaddesdir alidir

Neden münezzeh?
Mahrum bırakmakdan أنْ يُحْرِمَ
Kimi?
Ümid eden kimseyi الرَّاجِي
Neyi?
O Rasulullah'ın ikramlarını lütuflarını مَكارِمَـهُ

***
Dönmesinden münezzehtir
أوْ يَرْجِعَ
Kim dönmesi?
Komşusu الْجَارُ
Kimden?
Rasulullahtan مِنْهُ
Ne olduğu halde o kimse?
Şefaate nail olmayarak eli boş dönerek غَيْرَ مُحْتـَـرَمٍِ

Rasulullah, O Rasulullah'ın ikramlarını lütuflarını ümid eden kimseyi mahrum bırakmakdan münezzehdir. Rasulullahtan komşusu yani (eman dileyen şefeat dileyen kimsenin) eli boş olarak dönmesinden münezzehtir.

 

{١٤٩} 

وَمُنْذُ ألْزَمْتُ أفْكَارِي مَدَائِحـَـهُ

وَجَدْتُهُ لِخَلاَصِي خَيْرَ مُلتَــــزَمٍ

 İlzam ettiğim sarf ettiğim zamandan beri وَمُنْذُ ألْزَمْتُ
Neyi?
Fikirlerimi أفْكَارِي
Neye kasd ettiğim?
O Nebi Zişanın medihlerine مَدَائِحـَـهُ

***
Ben o Nebi zişanı buldum
وَجَدْتُهُ
Niçin?
Dünyevi ve uhrevi sıkıntılardan kurtulmak için لِخَلاَصِي
Nedir buldum?
En hayırlı himaye edici, en hayırlı kefil buldum مَدَائِحـَـهُ

Ben fikirlerimi o Nebi zişanın medihlerine ilzam ettiğim sarf ettiğim zamandan beri o Nebi zişanı dünyevi ve uhrevi sıkıntılardan kurtulmak için en hayırlı himaye edici en hayırlı kefil buldum.

 

{١٥٠}

وَلَنْ يَفُوتَ الْغِنَى مِنْهُ يَداً تَرِبَـتْ

إنَّ الْحََيَا يُنْبِتُ اْلأزْهَارَ فِي اْلأكَمِ

 Kesinlikle terk etmez وَلَنْ يَفُوتَ
Ne?
Rasulullahdan olan ğina yani şefaat الْغِنَى مِنْهُ
Neyi terk etmez?
Bir eli yani bir şahsı يَداً
Öyle şahıs ki?
Muhtaç olan fakir olan تَرِبَـتْ

***
Niçin terk?
Muhakkak yağmur yani rahmeti ilahi إنَّ الْحََيَا
Nedir?
Bitirir يُنْبِتُ
Neyi?
Envai çeşit çiçekleri اْلأزْهَارَ
Nerede?
Dağ başında فِي اْلأكَمِ
yani hiç su olmayan çorak olan dağ başında

Rasulullahdan olan ğina yani şefaat muhtaç olan fakir olan bir eli yani bir şahsı kesinlikle terk etmez.Muhakkak yağmur yani rahmeti ilahi dağ başında yani hiç su olmayan,çorak olan dağ başında envai çeşit çiçekleri bitirir.


{١٥١}

وَلَمْ أُرِدْ زَهْرَةَ الدُّنْيَا الَّتِي اقْتَطَفَتْ

يَدَا زُهَيْرٍ بِمَا أثْنَى عَلَى هَـــرَمٍِ

 Ben talep etmedim, ümid etmedim وَلَمْ أُرِدْ
Neyi?

Dünyanın zinetini süsünü زَهْرَةَ الدُّنْيَا
yani ben kasideyi Allah rızası için yazdım
Ol bir dünyanın süsüki
الَّتِي
Onu topladı
اقْتَطَفَتْ

***
Ne topladı?

Züheyr isimli meşhur şairin elleri
يَدَا زُهَيْرٍ
Ne sebebi ile?

Medhü sena etmesi sebebi ile بِمَا أثْنَى
Kime karşı?
Herim bin hayyana veya herim bin عَلَى هَـــرَمٍِ
sinana karşı

Medhü sena etmesi sebebi ile züheyr isimli meşhur şaiirin ellerinin herem bin hayyana veya herem bin sinana karşı topladığı dünyanın zinetini süsünü ben talep etmedim, ümid etmedim.

(Yani ben kasideyi Allah rızası için yazdım.)

 

{١٥٢}

يَا أكْرَمَ الْخَلْقِِ مَا لِيِ مَنْ ألَُوْذَُ بِِـهِ

سِوَاكَ عِنْدَ حُلُولِ الْحَادِثِ الْعَـمِمِ

 Ey mahlukatın en şereflisi olan يَا أكْرَمَ الْخَلْقِِ
Allah'ın Rasülü
Benim için yoktur
مَا لِيِ
Ne?
Kendisine sığınacağım iltica edeceğim مَنْ ألَُوْذَُ بِِـهِ

***
Senden başka
سِوَاكَ
Nerede sığınacağım?
Herkesin başına gelecek  عِنْدَ حُلُولِ الْحَادِثِ الْعَـمِمِ
ölüm ve kıyamet anında senden başka kimsem yoktur,
Yetiş Ya Rasulallah şefaatinden mahrum etme

Ey mahlukatın en şereflisi olan Allah'ın Rasülü,benim için herkesin başına gelecek ölüm ve kıyamet anında senden başka kendisine sığınacağım iltica edeceğim kimsem yoktur. Yetiş Ya Rasulallah şefaatinden mahrum etme.

 

{١٥٣}

ولَنْ يَضِيقَ رسُولَ اللهِ جَاهُكَ بـِـي

إِذِ الْكَرِيمُ تَجَلَّى بِاِسْمِ مُنْتَقـِــمٍ

 Elbette daralmaz,küçülmez ولَنْ يَضِيقَ
Ya Rasulallah
رسُولَ اللهِ
Ne daralmaz?
Senin makamın rutben جَاهُكَ
Ne sebebi ile?
Bana şefaat etmen sebebi ile بـِـي

***
Ne zaman?
Kerim olan Hz. Allah إِذِ الْكَرِيمُ
Tecelli ettiği zaman
تَجَلَّى
Ne ile?
İntikam alıcı olan isim ile بِاِسْمِ مُنْتَقـِــمٍ

Ya Rasulallah, kerim olan Hz. Allah muntakım ismi ile tecelli ettiği zaman bana şefaat etmekle senin makamın rutben elbette daralmaz,küçülmez.

 

{١٥٤}

فَإنَّ مِنْ جُودِكَ الدُّنْيَا وَضَرَّتَهـَـا

وَمِنْ عُلُومِكَ عِلْمَ اللَّوْحِِ وَالْقَلـَــمِ

 Niçin daralmaz?
Muhakkak senin cömertliğindendir فَإنَّ مِنْ جُودِكَ
Ne?
Dünya الدُّنْيَا
Daha?
Onun tarlası yani ahiret وَضَرَّتَهـَـا

***
Daha?
Senin ilminin cümlesindendir وَمِنْ عُلُومِكَ
Ne?
Levhi mahfuz ve kalem aleminin ilmi عِلْمَ اللَّوْحِِ وَالْقَلـَــمِ

Zira Ya Rasulallah,Dünya ve onun tarlası yani ahiret muhakkak senin cömertliğinden, levhi mahfuz ve kalem aleminin ilmi senin ilminin cümlesindendir.

 

{١٥٥}

يَا نَفْسُ لاَ تَقْنَطِي مِنْ زَلَّةٍ عَظُمَــتْ

إنَّ الْكَبَائِرَ فيِ الْغُفْرَانِ كَاللَّــمَمِ

 Ey nefis يَا نَفْسُ
Sen ümidini kesme
لاَ تَقْنَطِي
Neden dolayı?
Günahdan dolayı مِنْ زَلَّةٍ
Öyle günah ki?
Büyük olan عَظُمَــتْ

***
Niçin ümidini kesme?
Muhakkak büyük günahlar إنَّ الْكَبَائِرَ
Nerede?
Mafiret olunmakda فيِ الْغُفْرَانِ
Ne gibidir?
Küçük günahlar gibidir كَاللَّــمَمِ

Ey nefis, sen büyük olan günahdan dolayı ümidini kesme. Çünkü muhakkak büyük günahlar mafiret olunmakda küçük günahlar gibidir.

 

{١٥٦}

لَعَلَّ رَحْمَةََ رَبيِّ حِينَ يَقْسِــــمُهَا

تَأْ تيِ عَلىَ حَسَبِ الْعِصْياَنِ فيِ الْقِسَمِ

 Umulur ki benim Rabbimin rahmeti لَعَلَّ رَحْمَةََ رَبيِّ
Onu taksim ettiği zaman
حِينَ يَقْسِــــمُهَا

***
O rahmeti ilahi gelecektir
تَأْ تيِ
Günahların mikdarı üzerine
َلىَ حَسَبِ الْعِصْياَنِ
Taksimlerde
فيِ الْقِسَمِ

Umulur ki benim Rabbimin rahmeti onu taksim ettiği zaman taksimlerde günahların mikdarı üzerine gelecektir.