KUR’AN-I KERİM ve SÜNNET-İ SENİYYE IŞIĞINDA İSLAM TASAVVUFU ve NAKŞİBENDİ TARİKATI ESASLARI

4-Tasavvufun temel esasları

Yayınlanma İslam tasavvufu ve Nakşibendiyye esasları

TASAVVUFUN TEMEL ESASLARI

Değerli okuyucu! Malum olaki buraya kadar gücümüzün yettiğince bilgimiz nisbetin de Tasavvuf isimli şer-i ilimden bahsetmeye çalıştık. Şimdi ise bu yolda özellikle yaratılış gayesine ulaşabilmek için yani " Ben insanları ve cinleri yalnızca bana kulluk etsinler diye yarattım."1 ve yine " Ben yeryüzünde kendime bir halife yaratacağım. " 2 ilahi fermanlarına mazhar olabilmek için ve "Yarabbi fitne fesat çıkartan, kanlar döken bir varlıkmı yaratacaksın. " 3 hitabındaki o zem edilen halden uzak durmak için alimlerimizin temel olarak kabul ettikleri on ana esası açıklamaya çalışacağız.

 

 

 

 

 

1 T E V B E

 

 Değerli okuyucu! Şimdi aşağıda ki Tevbe ile ilgili ayeti kerime meallerini iyice gözden geçirdikten sonra, Tevbenin ALLAH Teala indindeki önemini anlamaya çalışalım.

 

 

" ALLAH'tan mağfiret isteyin. Şüphesizki ALLAH çok bağışlayıcı, gerçekten esirgeyicidir." 4

 

 

" ALLAH'tan da ( günahlarının ) bağışlanmasını iste. " 5

 

 

" Ve ALLAH'tan mağfiret iste. Çünki ALLAH çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir. " 6

 

 

 " Hala ALLAH'a dönüp, O nun mağfiretini istemeyeceklermi onlar? ALLAH çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir. " 7

 

 

" Onlar istiğfar ederlerken de ALLAH yine onlara azab etmez. " 8

 

 

" Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret isteyin, sonra yine O'na tevbe edinki, üstünüze gökten bol bol feyiz göndersin, kuvvetinize daha fazla kuvvet katsın. Günahkarlar olarak yüz çevirmeyiniz."9

 

 

" Rabbinizden mağfiret dileyin. Sonra O'na tevbe edin. Çünki Rabbim çok esirgeyen, çok sevendir. " 10

 

 

" Onlar gecenin ancak az bir kısmında uyurlardı; seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi." 11

 

 

" Artık dedim, Rabbinizden mağfiret dileyin. Çünkü O, çok bağışlayıcıdır. " 12

 

 

 

 Değerli okuyucu! Şimdi de bu konu hakkında ki sahih hadisi şeriflerden bir kısmını da gözden geçirerek bu konunun önemini daha iyi anlayalım.

Hz Enes RA'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah SAV efendimiz buyurdularki " ALLAH kulunun tevbesine, kurak boş bir arazide kaybettiği devesine rastlayan sizden birinizin sevincinden daha fazla sevinir, buyurdu " 13

 

 

Hz Ebu Hureyre RA'dan rivayet edildiğine göre Rasululah SAV efendimiz buyurdularki." Bir kula (bilmeyerek) bir günah isabet edip veya bir günah işleyip de: - Ya Rabbi, ben (bilerek) bir günah işledim. Yahut bilmeyerek ben bir günaha çattım, kusurumu afv ve mağfiret eyle, diye (günahını itiraf ve) niyaz ederse, o kulun Rabbi:- Demek ki kulum, ( dilerse ) günahını affedecek, (dilerse) cezalandıracak bir Rabbi olduğunu bildi. Şu halde Ben de kulumu mağfiret ettim, buyurur. Sonra bu kul ALLLAH'ın dilediği kadar bir zaman (günahsız) yaşar. Sonra bir günah daha isabetedip veya bir günah işleyipte:- Ya Rabbi, ben (bilerek) bir günah işledim, yahut (bilmeyerek) bir günaha isabet ettim. Kusurumu afv ve mağfiret eyle, diye niyaz ederse, o kulun Rabbi:- De mekki kulum, günahını affedecek veya cezalandıracak bir Rabbi olduğunu gereği gibi bildi, şu halde Ben de bu kulumu mağfiret ettim, buyurur. Sonra bir kul ALLAH'ın dilediği kadar bir zaman günahsız yaşar. Sonra bir günah isabet edip veya bir günah işleyipte:- Ya Rabbi, ben bir günah işledim veya bir günaha çattım, kusurumu bağışla, diye ALLAH'a yalvarırsa, o kulun Rabbi:- De mekki, kulum günahını affedecek veya cezalandıracak bir Rabbi olduğunu bildi. Ben de üç defa kendisini bağışladım. Artık (günah işlediğinde) (tevbe etmesini bilen) dilediği işi işlesin, buyurur." 14

 

 

" İmam nevevi 1754 nolu hadisten için derki: Hadiste şuna işaret vardır: Tevbekar olan ve ALLAH'a yalvarma yolunu bilen bir kulun günahı yüz kere, bin kere ve belki daha çok tekrarlansa, her defasında tevbe etse, yahut bu tekrarlanmış günah yığınının, hepsi hakkında ALLAH'a karşı pişmanlığını arzetse ve tevbesi sahih olur ve kabul buyurulurki, müminler için en büyük bir müjdedir." 15

 

Değerli okuyucu! Ayeti kerimelerde ve hadis-i şeriflerde de bildirildiği üzere ALLAH Teala kullarından çokça Tevbe etmelerini istiyor. Tevbe yi kısaca tarif edecek olursak, kulun kendi iradesi ile çaresizliğini anlayıp, kendisini affedip bağışlayabilecek yegâne varlık olan ALLAH'a dönmesidir. Çünkü yüce Rabbimiz bir ayeti kerimede mealen " Sen Rabbinden, Rabbinde senden razı olduğu halde O'na dön. " 16 buyurmaktadır. Yani ALLAH Teala bizlerden kendisine yönelmemizi O'nun razı olduğu kul olarak huzuruna gelmemizi istiyor. İnsanoğlu yaratılış itibariyle her an hata yapabilir ama bizler bu hatalarımızdan pişman olup Et Tevvab olan ALLAH Tealaya yönelirsek hiç şüphesiz ki Rasulullahın haliyle hallenmiş oluruz. Çünki o bazı rivayetlere göre günde en az 70 veya 100 defa tevbe istiğfar eder ve alimlerimizin seyyidül istiğfar dedikleri duayı okurmuş oysa o ki ALLAH Tealanın habibiydi, o ki alemlere rahmetti, o ki yaratılmışların en şereflisi ve geçmiş gelecek günahları bağışlanmış bir peygamberdi ama Rabbine Tevbe etmekten de gafil değildi. O hiçbir zaman amellerine güvenmedi, o ancak Rabbine güvendi. İşte adına Tasavvuf dediğimiz bu tatlı şer-i hal ilmi KUR'AN-I KERİM ve Rasulullahın hayatının bir parçası olan Tevbeyi de temel esaslardan edinmiştir. Tekraren şunuda hatırlamamız gerekir ki zorla tevbe yapılmaz. Tevbe kişinin ancak kendi iradesi ile Rabbını bilip mağfiret talep etmesiyle olur.

 

Değerli okuyucu! İşte yukarıda zikrettiğimiz ayet ve hadisleri iyi okuyalımda nefsimizi hesaba çekerek HAK azze ve celleye hakkıyla tevbe eden kullardan olmaya çalışalım., Değerli okuyucu! Şunu da unutmayalım ki ehlullah'ın dediği gibi " Bizlerin tevbelerinin dahi tevbeye ihtiyacı var."

 

 

 

 

 

2 Z Ü H D

 

Değerli okuyucu! Şimdi aşağıda zahidlik ile ilgili ayet ve hadislerden bir kısmını yazalım. Aslında bu konudaki ayet ve hadislerin tamamını yazmaya kalksak bir kitap olur. Oysaki bizim burada yapacağımız çalışma, bu konulara sadece küçük bir örnektir. Ama biz bununla yetinmeyelim ve bu mühim meseleleri gücümüzün yettiği kadar iyi araştırıp gereğini yerine getirelim de HAK SÜBHANEHU VE TEALA hazretlerinin razı olduğu kullarından olmaya çalışalım vesselam.

 

 

" İnsanlardan öyleleride vardırki, ALLAH'ın rızasını elde etmek için, kendi nefsini satar (feda eder). ALLAH ise kullarına çok acıyan ve rahmet edendir. " 17

 

 

" İşte hepinizin ilahı, bir tek ilahtır. Yalnızca O' na teslim olun."(de) ve o alçak gönüllü, samimi insanları müjdele. " 18

 

 

" Ey iman edenler! Sizi elem verici bir azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyimmi? ALLAH'a ve Resulune inanır mallarınız ve canlarınız ile ALLAH yolunda savaşırsınız. Eğer biliyorsanız, bu sizin için daha hayırlıdır. Eğer böyle yaparsanız, ALLAH sizin için günahlarınızı bağışlar, sizi, içlerinde nehirler akan bağlara ve ebedi ikamet cennetlerindeki meskenlere koyar işte enbüyük kazanç budur. " 19

 

 

Hz Üsame RA'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah SAV efendimiz şöyle buyurdular. " Kıyamet gününde bir kişi getirilip cehenneme atılırda cehennemde bağırsakları karnından süratle dışarı fırlar. O kişi (bağırsakları etrafında) değirmeninde dönen eşek gibi döner. Cehennem halkı etrafına toplanır ve:

- Ey filan, durumun nedir? Bize iyiliği emredip, kötülükten nehyeden sen değilmiydin?" derler. O da:

-Ben size iyiliği emrederdim fakat, kendim yapmazdım. Sizi kötülükten nehyederdimde kendim o kötülüğü yapardım . cevabını verir." 20

 

 

 

Değerli okuyucu! Zahidlik, dünyevi her türlü istek ve arzulardan kişinin kendisini kurtarıp dünyaya bağlanmayarak ilmi ile gücü ölçüsünde ALLAH Tealaya güzel bir şekilde kulluk etmektir. Rasulullahın yaşam tarzına baktığımızda o hiç bir zaman dünyaya bağlanmamış ve sanki " Ey ALLAH'ım beni bir an bile nefsimle baş başa bırakma " dercesine dünyevi hal ve isteklerden Rabbine sığınmıştır Hz Aişe R.Anha annemizden yapılan bir rivayete göre " Muhammed ailesi bir günde iki öğün yemek yemezlerdi ki onlardan birisi sadece hurma olurdu "21 yine Hz Aişe annemizden yapılan başka bir rivayete göre " Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem iki siyah şey denilen şu hurma ve sudan doyduğumuz zaman vefat etti. " 22 yine Hz Aişe annemizden yapılan bir rivayete göre " Muhammed ailesi Medine ye hicret ettiği günden vefat edinceye kadar, arka arkaya üç gün buğday ekmeğiyle karınlarını doyurmadılar. " 23 Hz Ebu Hureyre RA dan yapılan bir başka rivayete göre Rasulullah SAV efendimiz birgün ALLAH Tealaya şöyle dua ettiler " ALLAH'ım Muhammed ailesini sadece ayakta tutacak miktarda rızıklandır. " 24 bu rivayetlerden de anlaşılıyor ki peygamber efendimiz bu dünyaya ve içndekilerine itibar etmedi, sadece ayakta kalıp cihad etmesine, ibadet etmesine yetecek kadar istedi daha fazlasını istemedi. O nun hayatı tam bir derviş hayatı idi çün ki dervişlerin kendilerine edindikleri prensiplerin Rasulullahın hayatına nasıl benzediği ve bire bir uyum gösterdiği ortada. Geceleri kalkıp ta ibadet ettiği zaman bir gün Hz Aişe annemiz kendisine niçin bu kadar çok ibadet ettiğini sorunca O iki cihan severi " Ya Aişe Rabbime şükredici bir kul olmayayım mı? " diyerek bizlere de yine en güzel örneği teşkil etmiştir. Bu gün bazı kardeşlerimizden ben ALLAH'ın taraftarıyım dediklerini duyuyoruz. Zaten insanlar ya ALLAH'ın taraftarı olurlar, yada şeytanın. Başka bir ihtimal yoktur. Şimdi bu kardeşlerimize soruyoruz ki sizler neyinize güveniyorsunuz da böyle mağrura ne konuşuyorsunuz. İşte Allah Rasulunün yaşamı ortada. O açlıktan karnına taş bağlıyordu, sizler ne zaman karnınıza taş bağladınız? O dünyevi hiçbir lezzete iltifat etmedi, sizler nasıl oldu da sigaranın tadına bağlandınız? O hasırlarda yatıyordu da o hasırın izi mübarek eline yüzüne çıkıyordu sizler nasıl oldu da o koltuklara, o çekyatlara, o kat kat yün yataklara aldandınız? O altına gümüşe itibar etmedi, sizler nasıl oldu da marka dolara bağlandınız? O nun haneyi saadetleri ki şuan kabridir, içine ancak bir yatak dahi zor sığıyordu. Yani O dünya toprağına da itibar etmedi, sizler nasıl oldu da büyük büyük evler, derya gibi arazilerin peşine düşüp te sünneti unuttunuz? Hz Ömer efendimiz dahi kendi üzerinde münafıklık alametlerinden başka bir alamet göremezmiş, sizlerde bizlerde neyimize güvenip te ben ALLAH'ın taraftarıyım diyebiliyoruz? Zaten yukarda da söylediğimiz gibi insanlar iki taraftan birinin taraftarı, hizmetçisi olur şeytanın taraftarı olmadığına göre zaten başka alternatif yok. Ama takılmış plak gibi bunu nasıl tekrarlıyoruz nefsimizin sırtını nasıl okşuyoruz. Bakalım Rasulullahın hayatına o kaç defa söylemiş? Şimdi hepimizin Rasulullah gibi olmaya çalışması ve onun yoluna bağlanıp iyi bir derviş olması gerekir. Sen ne kadar ben derviş değilim desende ALLAH'ın dininin gereklerini yerine getiriyormusun? O zaman bizim nazarımızda sende sofisin. Cenab-ı ALLAH cümlemizi zahid kullarının zümresine dahil eylesin Amin.

 

 

 

 

 

3 T E V E K K Ü L

 

Değerli okuyucu! Yine aşağıda ki ayeti kerime ve hadis-i şerif meallerini iyice gözden geçirelim. Çünkü Tevekkül öyle basit ve kolay bir şey değildir. İnsanın şu imtihan sahrasında en çok karşılaştığı hadiselerden bir tanesidir.

 

 

" Müminler ancak ALLAH'a güvenip dayanmalıdırlar. " 25 26

 

 

" Bir kerrede azmettinmi artık ALLAH'a güvenip dayan, Çünki ALLAH kendine güvenip dayananları sever. " 27

 

" ALLAH'a güvenip dayan; ALLAH, bir vekil olarak, yeter. " 28

 

 

" Artık ancak ALLAH'a güvenip dayanın, (gerçekten) iman etmiş kimselerseniz. " 29

 

 

" Onlar ancak Rablerine dayanıp güvenirler. " 30

 

 

" Halbuki kim ALLAH'a dayanıp güvenirse, hiç şüphesiz ALLAH güçlüdür, tam hüküm ve hikmet sahibidir. " 31

 

 

" Ben ancak O na güvenip dayandım, Tevekkül edenlerde yalnız O na güvenip dayanmalıdır. " 32

 

 

" Ki onlar sabır etmişlerdir ve yalnız Rablerine güvenip dayanmaktadırlar. " 33

" O halde sen ALLAH'a güvenip dayan. Çünki sen apaçık bir hak üzerindesin. " 34

 

 

" ALLAH'a güvenip dayan. Vekil olarak ALLAH yeter. " 35

" De ki:" Bana ALLAH yeter. Güvenip dayanacaklarda ancak O na güvenip dayanır(lar). " 36

 

 

Hz Ömer RA efendimizden yapılan rivayete göre Rasulullah SAV efendimiz buyurdular ki " Siz ALLAH'a tam bir tevekkül ile tevekkül etseniz, sabah erkenden aç olarak çıkıp, akşam tok olarak dönen kuşların rızıklandırıldığı gibi elbette sizleri de rızıklandırırdı. " 37

 

 

 

Değerli okuyucu! İşte yukarıda ki ayet-i kerime meallerini ve hadis-i şerifleri okuduk. Şimdi şunu da bilmemiz gerekir ki, bir insan bir işe başlayacağı veya herhangi bir fiili yapacağı zaman mülkün yegane sahibi olan ALLAH Teala hazretlerine dayanıp güvenmelidir. Zaten bu özellik peygamberlerin özelliklerindendir. Kim ki her işinde, yalnızca ALLAH’a dayanıp güvenirse ve yalnızca O’na Tevekkül ederse iyi bilsin ki peygamber fiili işlemiş olur İbrahim AS'ın Tevekkülü bizler için ne güzel bir örnek. Öyle değil mi?

 

 

 

 

 

4 K A N A A T

 

Değerli okuyucu! Kanaat demek, insanın zaruri ihtiyaçlarının dışında kalan nefsani istek ve arzularından arınmasıdır. ALLAH Teala hazretleri bir ayeti kerimede mealen " Onların sabah akşam rızıkları vardır. " 38 buyurarak insanların kanaatkar olmalarını istemektedir. Kanaat insanın hissesine düşene razı olmasıdır. Burada aklımıza gelmişken hemen şunuda söylemeliyiz ki ehlullah şöyle buyurmuşlardır " Şunu unutmaki senin rızkını aradığın gibi rızkında seni aramaktadır. " ne güzel bir söz öyle değilmi ? Şu asrımızda insanların hedefi tabiri caiz olursa kendilerine " ekmek parası " olarak gösterilmektedir. O zaman kişi kendisine hedef olarak bu gayeyi seçince de hedefe ulaşabilmek için o hırs ile bütün kötülükleri yapıyor. Kul hakkını gözetmiyor, harama dikkat etmiyor, hepsinden önemlisi ana gaye olan ALLAH'ın rızasını aramıyor. İşte şimdi anlamamız gerekir ki İslam memleketleri niçin bugün bu hallerde? Hz peygamber ve O nun sahabelerinin hayatlarına baktığımız zaman onların kanaat hususunda yine en güzel örnekleri bize sunduklarını görürüz. Mesela Rasulullahın rızkına kanaat ederek sahabeleriyle birlikte karnına taş bağlayışı bunun için örnek olarak yeterde artar bile. Ama insanın aklına hemen şöyle bir şey gelebilir “biz o devirde yaşamıyoruz 20 yüzyılı bitirmek üzereyiz bu devirde nasıl olurda bir insan karnına taş bağlayabilir?” Oysaki şunun hesabını iyi yapmalıyız. Bu yaşamdan sonra ahiret hayatı dediğimiz bir hayat vardır, eğer insan şu dünyada bunu yapmayarak helal haram ayırt etmeden karnını doyurup yarın mahkeme-i kübrada ALLAH Teala hazretlerine o haramların hesabını nasıl verecek? Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki eğer bu dünyada bunu yapmayıp, o kanaat taşını karnımıza bağlamazsak ahiret hayatında mutlaka bağlarız. Ama bu iki taş arasında bir fark olacaktır. O farkı akıl sahibi her insan tahmin edebilir. O fark ahiret hayatındakinin ateşten olup, insanın karnını dağlamasıdır vesselam.

 

 

 

 

 

5 U Z L E T

 

Değerli okuyucu! Uzletin aslı, halvet yoluyla beş duyu organını bazı tasarruflarından uzak tutmak, fonksiyonlarını sınırlamaktır. Bu doğrultuda uzlet ve halvet yoluyla nefsin ve şeytanın duyu organları üzerindeki kontrolü aşılmış, tesiri kaldırılmış ve tasarruf gücü kırılmış olur “Mü’minlere ve Rabbine tevekkül edenlere onun (şeytanın) sultası, tasallutu geçerli değildir.” 39. Kişi dünyevi istek ve arzuların aşırılığından korunmak, kendisini hatta zihnini meşgul ederek kul ile ALLAH arasındaki manevi bağı zayıflatan, ibadetlerdeki ihlası ve huşuu zedeleyen iç alemindeki huzursuzluktan kurtulmak için böyle bir mücadeleyi tercih eder. Çünkü yüce KUR'AN'da bir ayeti kerimede mealen " O na ancak temiz olanlar el sürebilir. " 40 buyurularak bizlerinde Rasulullah SAV efendimiz gibi pak olmamız emredilmektedir. Zira gerek Hz peygamber ve gerekse Hz Musa AS vahiy gelmeden önce “Biz de, Musa ile otuz gece (niyazda bulunması için) sözleştik ve ona bir on daha ilave ettik. Böylece Rabbinin tayin ettiği vakit kırk gece olarak tamamlandı.” 41 insanlardan uzaklaşarak kendilerini ilahi hitaba hazırladıklarını görmekteyiz. Ama şunu diyebiliriz “bizlere sanki vahiy mi gelecek?”. Fakat şunu da düşünmeliyiz ki, elbette bizlere öyle bir vahiy gelmeyecek, ama Hz Meryem validemize gelen ilhamlar gelebilir ve O peygamberlere gelen vahyi alıp bizlerde okumayacak mıyız? Ayrıca peygamber efendimiz sahabeleriyle birlikte itikaf yaparak insanların kalabalığından ve dünyevi meselelerden, sıkıntılardan bir sürede olsa uzak durmayı tercih etmişlerdir. Oysaki o sahabelere de vahiy gelmeyecekti öyle değil mi? Ama şuna da dikkat etmek gerekir ki bu uzlet ömrün tamamını kaplamamalı belirli süreleri içermelidir eğer kişi ömrünün tamamını uzlet halinde insanlardan uzak yaşamaya kalkarsa o zaman hıristiyan ruhbanlarına benzemiş olur, işte buna da dikkat etmek gerekir. HAK teala hazretleri cümlemizi kelamını anlayıp idrak ederek iyi ve has müslümanlar olmamızı sağlasın da bizlere de O büyük peygamberlerin yoluna sımsıkı bağlanmayı nasip eylesin.Amin

 

 

 

 

 

6 D E V A M L I Z İ K İ R

 

Değerli okuyucu! Şunu da bilmemiz gerekiyor ki Kur'an-ı Kerim'de zikirle ilgili pek çok ayeti kerime vardır. Biz burada, zikrin temel özelliklerini ve zikretmenin hükümlerini açıklayan bazı ayeti kerimelerin meallerini vermeye çalışacağız, bizler bu mealleri iyice tetkik edelimde zikrullahın önemini kavrayanlardan olalım.

 

 

 

" Ey müminler! ALLAH'ı çokça zikredin ve sabah akşam O nu tesbih edin. " 42

 

 

" Beni zikredinki; bende sizi zikredeyim. " 43

 

 

" ALLAH'ı çok zikredinizki; kurtuluşa eresiniz. " 44

 

 

" Namazı bitirince, ayakta, otururken, ve yanınız üzerinde yatarken ALLAH'ı zikredin. "45

 

 " Ey iman edenler! Herhangi bir düşman topluluğu ile karşılaştığınız zaman sebat edin ve ALLAH'ı çokça zikredinki; başarıya erişesiniz. " 46

 

 

" Onlar öyle erkişilerdirki; onları ne bir ticaret, ne de herhangi bir alış-veriş ALLAH'ı zikretmekten, namazı kılmaktan ve zekatı vermekten alıkoymaz. Onlar, kalblerin ve gözlerin (dehşetten) allak bullak olduğu bir günden korkarlar. " 47

 

 

" Bir kimse Rahman'ın zikrinden yüz çevirirse, biz ona şeytanı musallat kılarız. Bundan sonra şeytan onun yakın bir arkadaşı olur. " 48

 

 

" Şeytan onları etkisi altına aldı ve kendilerine ALLAH'ın zikrini unutturdu. İşte onlar şeytanın gurubudurlar. İyi bilinki; şeytanın gurubu hüsrandadır. " 49

 

 

" Kim benim zikrimden yüz çevirirse, ona sıkıntılı bir hayat vardır ve kıyamet günü kör olarak haşrederiz. " 50

 

 

" Her kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse (Rabbbin) onu, devamlı artan çetin bir azaba sokar. " 51

 

 

" Şüphesiz münafıklar, ALLAH'a oyun etmeye çalışıyorlar; halbuki ALLAH onların oyunlarını başlarına çevirmektedir. Onlar namaza kalktıkları zaman üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve ALLAH'ı çok az zikrederler. " 52

 

 

" ALLAH'ın zikrine karşı kalbleri katılaşmış olanların vay haline! Onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler. " 53

 

 

" Rabbini, nefsinde, yalvararak ve korku içinde, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret. Gafillerden olma! " 54

 

 

" ALLAH'ı çok zikreden erkek ve kadınlara ALLAH, bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır. " 55

 

 

 

 

 

 

 

Değerli okuyucu! Zikirle ilgili pek çok hadis-i şerif mevcuttur. Bunları yazmaya çalışacak olursak belki bir kitap meydana gelir. Ama burada biraz uzun olmakla birlikte sahihliği hakkında ittifak edilmiş olan uzun bir hadisi şerifi nakletmenin faydalı ve kifayet edeceği kanısındayız

 

 

Hz Ebu Hureyre RA'dan rivayet olunan bir hadisi şerife göre Rasulullah SAV efendimiz buyurdularki. " Muhakkak ALLAH'ın yollarda dolaşan, zikir ehlini arayan me-lekleri vardır. ALLAH'ı zikreden bir topluluk görürlerse: Geliniz, hacetinize, diye nida ederler. O zikredenleri dünya semasına kadar kanatlarıyla kuşatırlar. Rableri, kullarının durumunu onlardan daha iyi bildiği halde, onlara:

- Kullarım ne diyorlar? diye sorar

- Seni tesbih ediyorlar, Seni tekbir ediyorlar, Sana hamdediyorlar ve Seni ululuyorlar, derler. ALLAH:

- Onlar Beni gördülermi? buyurur. Melekler:

- Hayır, Vallahi, Seni görmediler, derler. ALLAH:

- Şayet Beni görseler nasıl olurdu? buyurur. Melekler:

- Şayet seni görselerdi, Sana daha sağlam ibadet eder, Seni daha fazla ulular ve Sana daha çok tesbih ederlerdi, derler. ALLAH:

- Benden ne istiyorlar? buyurur. Melekler:

- Senden cennet istiyorlar, derler. ALLAH:

- Onlar cenneti gördülermi? buyurur. Melekler:

- Hayır, Vallahi, Ya Rabbi, cenneti görmediler, derler. ALLAH:

- Şayet onlar cenneti görseler nasıl olurdu? buyurur. Melekler:

- Şayet onlar cenneti görseler, ona daha şiddetle hırs duyarlar, onu daha şiddetle isterler ve onun hakkında rağbetleri daha artar, derler. ALLAH:

- Onlar neden sığınıyorlar? buyurur. Melekler:

- Cehennemden, derler. ALLAH:

- Onlar cehennemi gördülermi? buyurur. Melekler:

- Hayır, Vallahi, onu görmediler, derler. ALLAH:

- Onu görselerdi nasıl olurdu? buyurur. Melekler:

- Şayet onu görselerdi, ondan daha şiddetle kaçarlardı. Daha şiddetle korkarlardı derler. ALLAH:

- Sizi şahid tutyorum ki Ben onların günahlarını mağfiret kıldım buyurur. Meleklerden bir tanesi:- Aralarında onlardan olmayan filanda var, bir hacet için gelmişti, der. ALLAH:

- Onlar öyle bir cemaat ki onlarla oturan kimseler şaki olamazlar, buyurur. " 56

 

 Değerli Okuyucu! Zikir hakkındaki bazı ayetlerin tefsirlerinden de bir kısım sunmanın faydalı olacağına inanıyoruz. Mesela merhum Seyyid KUTUB RA Ahzab suresinin 41-42 ci ayetlerini açıklarken şöyle söyler. " İnsan kalbi yüce Allah ile ilişki kurmadığı, O'nunla başbaşa olmadığı anlarda boştur. İhtirasların oyuncağıdır. Şaşkındır. Allah (c.c.)'ı andığı anlarda dolu, ciddi ve kararlı olur.Allah (c.c.), sabah ve akşam durumları değiştiriyor, karanlığı aydınlığa, aydınlığı karanlığa değiştirerek kendisinin kalıcı ve sürekli olduğunu ve bütün varlıkların, O'nun gözetimine ve lutfuna muhtaç olduğunu belirterek, kendisini zikretmemizi tenbih ediyor. " 57 yine asrımızın müceddidlerin den üstad Bediüzzaman Said-i NURSİ KS Mesnevi-i Nuriyede zikir hakkındaki görüşlerini şöyle beyan etmektedir. " Eyyühel aziz! Kelime-i tevhidi tekrar ile zikre devam etmek kalbi pek çok şeylerle bağlayan bağları kırmak içindir ve nefsin tapacak derecede sanem ittihaz ettiği mahbublar dan yüzünü çevirtmektir.... Eyyühel aziz! Tohum olacak bir habbenin kalbi yani içi delindiği zaman elbette sünbüllenip neşvünema bulamaz, ölür gider. Kezalik insandaki "ene" zikrin şua ve harareti ile yanıp delinirse, büyüyüp gafletle fir'avunlaşamaz. Ve alemlerin sahibine isyan edemez. O zikr-i ilahi sayesinde ene mahvolur.İşte Nakşibendiler, zikir hususunda ittihaz ettikleri, zikr-i hafi sayesinde, kalbin fethi ile ene ve enaniyet mikrobunu öldürmeğe ve şeytanın emirleri olan, nefs-i emmarenin başını kırmağa muvaffak olmuşlardır. Kezalik, Kadiriler de zikr-i cehri sayesinde tabiat tağutlarını tarumar etmişlerdir. " 58 Üstadın gerek bu anlattıkları ve gerekse Risale-i Nur Külliyatı'nın muhtelif bölümlerinde zikir konusunu işlerken en çok üstünde durduğu ; zikrin terbiye edici ve insanı kemale erdirici bir nimet-i ilahi olduğudur.

 

 

 Değerli okuyucu! Bu konudaki ayet, hadis ve bazı alimlerin görüşlerini okuduk. İnsanlar nerede olursa olsun ALLAH Tealayı zikretmekle mükelleftirler. Ama şunu da bilmek gerekir ki namaz dahi bir zikirdir, KUR'AN-I KERİM dahi okumak bir zikirdir, ister bunu bilinçli ister bilinçsiz yapsın bütün namaz kılan insanlar namaz akabinde zikrullahla hem de zikr-i hafi ile meşgul oluyorlar nasılmı?, Her namazdan sonra 33 er defa sübhanallah, elhamdulillah, allahüekber demiyormuyuz? İşte buda bir zikir. Ama sakın bizler yalnızca bu kadarla yetinmemeliyiz. Çünkü bir gün 24 saattir bizim bu yaptığımız ise toplam en fazla 30 dakika sürer buda çok az bir süre ki yukarda da geçen şu ayeti kerime mealine bir bakalım " Ancak münafıklar ALLAH'ı az zikrederler. " 59 işte burada münafıklardan için ALLAH'ı çok az zikrederler buyuruluyor. Bu hale düşmemeye dikkat etmeliyiz çünkü ALLAH Teala hazretleri kendisini devamlı zikretmemizi istiyor. Allah cümlemizin aklını, kalbini, dilini zikrinden gafil eylemesin amin.

 

 

 

7 T E V E C C Ü H 

 

Değerli okuyucu! Teveccühü kısaca tarif edecek olursak. Teveccüh tamamen ALLAH'a yöneliş demektir. Bir ayeti kerimede mealen " ALLAH'ı unutanlardan olmayınız. " 60 buyurularak her zaman ALLAH tealayı hatırda tutup her işimizde O nun rızasını arayıp, gözetmemiz emredilmektedir. Bu konuda Rasulullahın, sahabelerin ve diğer peygamberlerin hayatlarına baktığımızda her işlerinde ALLAH'ın rızasını arayıp, gözetip ve yöneldiklerini görürüz. Bizlerde inşaallah bu nurlu yolun bekçileri oluruz.

 

 

 

 

 

8 S A B I R 

 

Değerli okuyucu! Bu konuda ki en güzel anlatımlar, ifade tarzları ve hitaplar Rasulullahın hayatıdır. Çünkü O Taifte taşlandığı zaman bile beddua etmeyerek "Ya Rabbi onlar bilmiyorlar" diye onlar için mağfiret istemiştir. Yine Mekkeli müşriklerin onca ezalarına ve cefalarına "Cennetin etrafı sıkıntı ve güçlüklerle, Cehennem ise istek ve hazlarla doludur. " 61 zikredilen hadisi şerif ile mukabele etmiştir. Bir ayeti kerimede ise mealen " Onlardan sabrettikleri için sizlere doğru yolu gösteren önderler yetiştirdik. Onlar ayetlerimizide yakinen biliyorlardı. " 62 buyurularak sabretmenin önemi ve mükafatı güzelce izah edilmektedir. Bu konuda da daha fazla ayet ve hadis-i şerif zikretmek mümkün. Ancak diğer bölümlerde de olduğu gibi fazla detaya inmeden kısa ve öz bir anlatımı tercih ettiğimiz bu kitapçıkta çok fazla yer tutacağı için bu kadarla yetinmenin doğru olacağı kanısındayız. Çünkü evvela peygamber efendimiz başta olmak üzere bütün peygamberlerin hayatlarından, sahabe-i kiramın hayatından ve ayeti kerime meallerini kısada olsa yazmamız gerekir. Buda çok uzun zaman alır. Zaten bu konu yüzeyselde olsa herkesçe bilinen bir erdemdir. Bizim burada yazdıklarımızla iktifa edemeyen kardeşlerimize peygamber efendimizin, diğer peygamberlerin ve sahabe-i kiramın hayatlarını anlatan siyer ve tarih kitaplarına müracat etmelerini tavsiye ederiz.

 

 

 

 

 

9 M U R A K A B E 

 

 Değerli Okuyucu! Murakabe demek, müminin dünyevi zevk ve hallere iltifat etmeyerek ALLAH'ın ayetlerini tefekkür ve temaşa etmesidir bir ayeti kerimede mealen " Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler ve " Rabbimiz! Sen bunları boş yere yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi Cehennem azabından koru! derler. " 63 buyurulmakta ve tefekkürün önemi vurgulanmaktadır. Çünkü nefs ancak murakabe altında kontrol edilebilir ve o zaman ancak Allah Tealanın gücünü kuvvetini kudretini idrak eder. Ama burada önemli olan nefs-i kontrol altına alabilmektir. Buda ancak murakabe ile mümkündür.

 

10 R I Z A 

 

 Değerli okuyucu! Bir ayeti kerimede mealen " Sizi ve sizin yaptıklarınızı ALLAH yarattı. " 64 buyurulmaktadır. Mümin olana yakışan şudur ki, yukarda zikrettiğimiz ayeti kerime hükmünce kazaya ve kadere iman etmesi gerekir. Her fiilin yaratıcısının mutlak ALLAH Teala hazretleri olduğunu bilerek, işlerin sonucuna isyan etmek değil teslim olmaktır. Rasululahın uhud harbinde mübarek dişi şehit edilmişti, hatta amcası Hz Hamza RA da şehitler arasındaydı ama O şanı yüce peygamber "ah,üf" bile dememiş ve tam manasıyla Rıza hususundaki en güzel örneği yine O teşkil etmiştir. Oysa günümüzün insanlarının hali hiçte böyle değil ALLAH Teala hazretleri bizleri Rasulüne fiilen benzeyen kullarından eylesin amin.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NOTLAR

1 (Zariyat/56)

2 (Bakara/30)

3 (Bakara/30)

4 (Bakara/ 199)

5 (Al-i İmran/ 159)

6 (Nisa/ 106)

7 (Maide/ 74)

8 (Enfal/ 33)

9 (Hud/ 52)

10 (Hud/ 90)

11 (Zariyat/ 17-18)

12 (Nuh/ 10)

13 (El-Lü'Lü-ü Vel Mercan c/3 s/294 H. No/1748) Buhari ve Müslimin İttifak ettikleri sahih hadisler. – Muhammed Fuad Abdulbaki

14 (El-Lü'Lü-ü Vel Mercan c/3 s/294 H. No/ 1754) Buhari ve Müslimin İttifak ettikleri sahih hadisler. – Muhammed Fuad Abdulbaki

15 (El-Lü'Lü-ü Vel Mercan c/3 s/294) Buhari ve Müslimin İttifak ettikleri sahih hadisler. – Muhammed Fuad Abdulbaki

16 (Fecr/ 28)

17 (Bakara/ 207)

18 (Hac/ 34)

19 (Saf/ 10-11-12)

20 (El-Lü'Lü-ü vel Mercan c/3 s/396 H. No/1882 ) Buhari ve Müslimin İttifak ettikleri sahih hadisler. – Muhammed Fuad Abdulbaki

21 (El-Lü'Lü-ü vel Mercan c/3 s/392 H. No/1872 ) Buhari ve Müslimin İttifak ettikleri sahih hadisler. – Muhammed Fuad Abdulbaki

22 (El-Lü'Lü-ü vel Mercan c/3 s/393 H. No/1874 ) Buhari ve Müslimin İttifak ettikleri sahih hadisler. – Muhammed Fuad Abdulbaki

23 (El-Lü'Lü-ü vel Mercan c/3 s/392 H. No/1871 ) Buhari ve Müslimin İttifak ettikleri sahih hadisler. – Muhammed Fuad Abdulbaki

24 (El-Lü'Lü-ü vel Mercan c/3 s/392 H. No/1870 ) Buhari ve Müslimin İttifak ettikleri sahih hadisler. – Muhammed Fuad Abdulbaki

25 (Al-i İmran/122-160)

26 (Maide/11)

27 (Al-i İmran/159)

28 (Nisa/81)

29 (Maide/23)

30 (Enfal/ 2)

31 (Enfal/ 49)

32 (Yusuf/ 67)

33 (Ankebut/ 59)

34 (Neml/79)

35 (Ahzab/ 3)

36 (Zümer/ 38)

37 (Kitab’üz-Zühd ver-Rekaik s/138 H. No/559) – Abdullah İbni Mübarek

38 (Meryem/62)

39 (Nahl/99-100)

40 (Vakıa/79)

41 (Araf/142)

42 (Ahzab/41-42)

43 (Bakara/152)

44 (Cuma/10)

45 (Nisa/103)

46 (Enfal/45)

47 (Nur/37)

48 (Zuhruf/36-37)

49 (Mücadele/19)

50 (Ta Ha/124)

51 (Cin/17)

52 (Nisa/142)

53 (Zümer/22)

54 (Araf/205)

55 (Ahzab/35)

56 (El-Lü'Lü-ü vel Mercan c/3 s/278-279 H.No/1722) Buhari ve Müslimin İttifak ettikleri sahih hadisler. – Muhammed Fuad Abdulbaki

57 (Fizilal’il Kuran Tefsiri) Seyyid Kutub

58 (Mesnevi-i Nuriye/80-94) Said Nursi

59 (Nisa/142)

60 (Haşr/19)

61 (Sahihi Buhari) İmam Buhari

62 (Secde/24)

63 (Al-i İmran/191)

64 (Seffet/96)