Teveccüh nedir?

Yayınlanma Tasavvufi fetvalar

SORU:
Nakş-bendiyye meşâyihinin mürîdlerine teveccüh etmeleri câiz midir?

CEVAP :

Câizdir ve güzel kabûl edilen bir davranıştır. Bir hadiste:
«Mü'min, mü'minin aynasıdır» buyurulmuştur. Yâni: Kalblerde olan şeyler birinin kalb aynasından diğerinin kalbine yansır. Kalbde bulunan zikrin nûru, kalb aynasından karşısında bulunan kimseye akseder. Öyle ki bu akis, hayvanı, cansız cismi bile zikirle konuşturur.
Nitekim Dâvud Aleyhisselâm'a böyle bir hâdisenin vâki, olduğunu Cenâb-ı Hakk şöyle anlatmaktadır: «Biz onu(n fetvâsını) hemen Süleyman'a anlatmıştık. (Zaten) biz, her birine hüküm ve ilim vermiştik. Dağları ve kuşları, Dâvûd ile birlikte tesbih etmek üzere, râm etmiştik. (Bütün bunları) yapanlar bizdik.»
(el-Enbiyâ (21), 79)

Burada dağların Dâvûd'la birlikte Allah'ı tesbih ettiği, bütün kuşların yalnız O'na yönelik olarak zikretmek için toplandığı anlatılmaktadır. Selmân ve Ebidderdâ Hazretlerinin, başına gelen bir hâdise de şöyle nakledilmektedir:

«Biz zikir ve tesbihlerini duyduğumuz halde yemekleri yiyorduk.» Ma'rifet ehli olan velilerin himmetleri, bakışları, yönelişleri, nefesleri, dokunuşları ve sohbetlerinde muhâtapları için çok büyük te'sirler vardır. Bunu ancak tadan bilir. Aksi halde bilmek mümkün değildir. Aynı 
 şekilde, eskiden beri hikmet ve mantık gibi ilimlerin, üstâdlann, öğrencilerin kalbine teveccühü ile öğrenildiği, tam bir riyâzattan sonra bu ilimlerin öğrencilerin kalbine ilkâ edildiği meşhûrdur. Sokrat, Hipokrat ve Aristo gibi filozofların hikmet ilmini öğrencilerinin kalbine ilkâ etmeleri husûsundaki tasarrufları sâbit olunca, mâ'rifet ehli âlimlerin ve velilerin kalbinden müridlerin kalbine teveccühün ve tasarrufun faydasını inkâr etme imkânı ortadan kalkar.
Zâhiri bakış ve teveccühün faydası âlimler şöyle dursun en câhil kimseler tarafından bile bilinmektedir. Zira konuşan kimsenin hitâbını muhâtabına, sırt sırta değil de yüz yüze yapmasında büyük faydalar vardır. Bu yüzden öğrenciler ders anlatırken hocalarının yüzlerine, ve ağızlarına bakarlar. Eğer sırt-sırta ders vermek ve kolayca öğrenmek mümkün olsaydı, hiç kimse ders halkasında oturmazdı. Bu apaçık bir gerçektir.